Bu Blogda Ara

25 Aralık 2014 Perşembe

HERGELE MEYDANI



Bazı kentlerde öyle mekânlar vardır ki aslında resmi adı yoktur veya başkadır ama orada yaşayan halk ona öyle bir ad verir ki herkes o isimle anar, yerlisi yabancısı için o mekânın adı değişmez ve yaşayanların da tarihin de belleğine kazınır.

Hergele Meydanı da Karşıyakalının ve Karşıyaka tarihine kazınmış böyle bir mekândır. Kemalpaşa Caddesinden çarşıya girişinizin sol tarafındaki Yapı Kredi Bankası’nın köşesidir tam koordinatı. İsim olarak “hergele” lafını yadırgasanız da içten içe biraz da sempati duyarsınız. Hergele; Farsça’da har (eşek) ve gele (sürü) kelimelerinin birleşiminden oluşarak "eşek sürüsü" anlamına gelen bir sözcüktür. TDK’a göre: ''Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmış at veya eşek. ''dir . Halk arasında ise söyleniş tarzına, ses tonuna göre kötü anlam yüklenildiği gibi, daha sempatik anlamlar da yüklenmektedir. Hergele meydanının adının aslında “Hergelen” den geldiğini, zamanla “n” harfinin düştüğü iddia olsa da, bana göre “n” harfinin düşeceği bir süreç geçmemiştir. Bunu söyleyen abilerimizin kendi nezaketleridir bence.



Hergele Meydanının geçmişine baktığımızda Karşıyaka çarşısı ve iskelesinin kurulmasına paralel olarak burada 1900’lü yılların başında köşedeki kahve ile de paralel olarak bir buluşma ve ayrılma yeri olarak da kullanıldığı düşünülebilir. 1950’lerle beraber nüfus arttıkça, Karşıyaka çarşısı geliştikçe bu köşede de buluşan ve ayrılanların da sayıları artmaya başladı. Ve o tarihlerde beş katlı ve çatısındaki renkli floresan lambaların ahengi ile geceleri uçan leylek ile hatırlanacak Yapı Kredi Bankası köşeye yapıldı. Ancak söz konusu köşenin asıl gelişimi; Yalı Caddesinden, Kemal Paşa Caddesine giren her iki köşeye kavisli, yayaları trafik işaret ve yaya geçidini kullanmalarına yönelten kavisli demirlerin konması ile burada ergonomik bir dayanma mekânı yaratılmasıyla oldu. Çarşının diğer köşesindeki demir ve kaldırım biraz daha dar ve iskelenin tam kapısına çıktığı için daha çok kullanıldığından buradaki demir korkuluk pek rağbet görmedi. Oysa Yapı Kredi köşesindeki demir korkuluğun önü hem daha açık hem de çarşı ve yalı caddesi piyasalarının kesişim yeriydi. Aslında yayaları yaya geçidine yönlendiren, olası trafik kazalarına alınan bu demir bariyerli önlem Karşıyaka delikanlılarına hizmet edecek ve tarihe geçecek bir alan oluşturdu. Tabi bu tarafın bir avantajı da vapurdan, otobüsten inen babalarımızın İş Bankası önünden geçmesi. Yapı Kredi tarafında bizlerin veya arkadaşlarımızın olduğunu bildiklerinden bizleri daha rahat bırakırlardı.


İşte bu Hergele Meydanındaki o demir bariyere binlerce Karşıyakalı genç dayanarak durdu. Önünden binlerce Karşıyakalı kız geçti. Platonik olup tarihe karışan veya mutlu sonla biten aşk hikâyelerine tanıklık edildi. Hergele meydanında durmanın bir raconu vardı. Abiler oradaysa küçükler duramazdı. İlk gelen, yerde nerden kaldığı bilinmeyen 25-30 santimlik demir çubuğu ortalardı. Böylece ayağı ile destek olan tek koordinatı kapardı. Burada durmanın kendine göre bir asaleti, jargonu, giyimi vardı. Orada duran erkek de, geçen kız da saçından, kıyafetine dikkat ederdi. O yıllarda Hergele Meydanında yaşanan aşklar bugün belki siyah beyaz Türk filmi tadında anımsanıyor. O günün delikanlıları, yani “hergeleleri” bu gün mert, yakışıklı, iyi aile ve meslek sahibi, eğitimli insanlar. Kızları başarılı, bakımlı bir iş kadını ve evinin annesi. Hergele tarihi boyunca o köşede hiçbir zaman bir kavga, laf atma, sarkıntılık olmamıştır. Bunun baş nedeni yukarıda sıraladıklarımız. Hergele meydanının yazılı olmayan yasaları. Birinin ‘’kestiği’’ bir kıza, başka birinin yan gözle bakması söz konusu olamaz. Tabi ki hergele ne kadar beğense de kızın seçimi ön planda. Bir kızı beğenebilir, günlerce, aylarca onu izleyebilir, okul çıkışı geçmesini bekleyebilir ama seçim kızın.


Diğer yandan Hergele Meydanı maça giden Karşıyakalıların bugün olduğu gibi buluşma yeriydi. Gazeteciler gelir burada taraftarın fotoğraflarını çekerdi. 1980’lerde Yapı Kredi Bankasının pencere demirleri deplasman organizasyonlarının duyuruları ile dolardı.



Sayfamızdaki siyah beyaz resim 1970’lerden abilerimizin. İki yıl kadar önce facebook’da paylaşıldı. Ahmet Karluk, Haluk Gündüz, Zafer Emlek, Haluk Küpeli ve arkadaşları.  Altında yazılı Sevgili Vecdi Fırtına abimizin yorumu çok şeyi özetliyor; “Ben bazı arkadaşların yorumlarına katılmıyorum, laf atmalar falan. Bizde arkadaşın sevgilisine, ablasına, kardeşine yan gözle bakılmaz aksine kollanırdı. Kim kimle çıkıyor, kim kimden hoşlanıyor genelde bilinirdi. Gezme güzergâhı kışın Vakıf İşhanı’ndan başlar sahilden Fazıl Bey asfaltına kadar gidilir ve dönülürdü, yazın da İskeleden başlar Ufuk Pastanesinden dönülürdü. Laf atmalar dışardan gelen insanlardan oluşmuştur. Karşıyaka bir kültürdür, Karşıyakalı olmak bir ayrıcalıktır. KARŞIYAKA Karşıyakalı için her şeydir. Sevgiler”. Benzer bir yorum Sayın Gülden Leblebicioğlu Ünal’dan “Adı hergele meydanıydı ama kadınlara, kızlara asla saygısızlık ya da taciz söz konusu değildi. Hergeleliğin de bir raconu, kalitesi vardı” diyor. Bir çok bayanın yorumu da benzer kelimelerle dolu. Sayın Emel Sis Hasırcı “Hergele Meydanında bir demir bar vardı delikanlılar oraya yaslanır kızları piyasa yaparken izlerlerdi, direkt olarak kimse bakmazdı sanki ama nasılsa, herkes ne giymiş, nasıl görünüyordu, bilinirdi. Şimdiki Gökdelene kadar, çarşıdan başlayan bir piyasa güzergahı vardı. Bu arada sahil boyu piyasa populasyonu yaşlı ve orta yaşlılarında katıldığı bir şeydi”. Nuran Yeşil Öktem “Her akşamüstü yürüyüşlerime çıkarken, sanki kontrolden geçer gibi, hızla yürürdüm. Biraz kızgınlık, biraz da hoşa giderek tabi :-)” diyorlar. Yorumlarda Sevgili “Bere” Hakan Öngen’nin bir dileği var; “ve meşhur hergele meydanı demirimizden bir kesit.... Umarım belediye bir gün anlar da orayı Avrupa’daki meydanlar gibi bir meydan yapar.. Biz orda durduk sohbet ettik ne konular tartışıldı kimler geldi geçti keza babalarımızda orda durdular Karşıyaka’nın gerçek sembolü ....orasıdır...”


1990’ların ikinci yarısında önce çarşının trafiğe tamamen kapanması, ardından Belediye Başkanı Kemal Baysak döneminde çarşının kilit taşla döşenmesi aşamasında bu demirler de oradan kalktı. Belki de bir dönem sona erdi. Uzun dönem bir şey yapılmadı. Daha sonra 2000’li yılların sonlarında Sayın Cevat Durak döneminde çarşının girişine iki kadın heykeli ve etrafındaki oturma yerleri geldi. Heykeltıraş Derya Ersoy’un eseri bu heykeller. Sayın Derya Ersoy heykellerin hikâyesini şöyle anlatıyor; “Karşıyaka’daki kadın heykellerinin tasarım süreci ise belediye başkanının bize meydanın öyküsünü anlatması ve oraya özgü bir proje hazırlamamızı istemesiyle başladı. Tasarımda serbesttik. Dönemin gençleri buraya gelip oturup sohbet ederlermiş o yüzden burası Hergele Meydanı diye anılırmış. Karşıyakalı kadınların rahatlığını ve özgüvenini anlatmak istedik. Körfezin esintisini kattık elindeki şalları uçurduk. Aslında bu heykellerde de özgürlük temasını görmek mümkün”.


Çok teşekkürler bu güzel çalışma için Derya hanıma. Karşıyaka Belediyemiz; Hergele Meydanından geçen binlerce o masum, özgür, çağdaş, bilgili, kültürlü, özgüvenli ve güzel Karşıyakalı kızlarımızı ölümsüzleştirmiş. Ya erkekler? Onları da belki konacak bir demir ile mutlu edebilir. Güçlerini, kararlılıklarını, saygılarını, vefayı.