Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Her Şeyi Anarız Yerli Malları Haftasını Unuturuz

Resim
Herşeyin gününü kutlar olduk. Şöyle takvime baktım. Kutlamalar, günler, haftalar, şenlikler ve festivaller. Bunların içine kurtuluş günleri dahil değil. Ocak ayında 15, Şubat'ta 14, Mart'ta 27, Nisan'da 20, Mayıs'da 47, Haziran'da 76, Temmuz'da 85, Ağustos'da 96, Eylül'de 85, Ekim'de 48, Kasım'da 27, Aralık'da 23kutlama konumuz var. Ne çok anmaya, kutlamaya, festivale meraklıyız. Şaşmamak elde değil. Toplayınca 515 etkinlik ediyor. Yani her güne 1.4 etkinlik var. Yaza ayları pik yapıyor. Ağustosta iş tavana vurmuş.Hepsine yetişmek isteyene Allah kolaylık versin. Bu kadar gün içinde unutulan "Yerli Malları Haftası" benim hep içimi sızlatır. "Yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı" diye başlardık okulda günümüze. Hepimiz yerli mallarımızdan fındık, fıstık, elma, portakal , mandalina, kestane benzeri ürünler getirirdik. Yabancı meyve de muz. Gerçi o döenm ithal muz yoktu. Anamur'da yetişen muzu biz yabancı meyve...

Mozart’ın Şehri Salzburg

Resim
Birçok Avrupa kentinde olduğu gibi, Salzburg'un ortasından da bir nehir geçmektedir. Kenti ayıran Salzach nehrinin bir yanında Moenchsberg tepesi, öte yanında da Kapuzinerbeg tepesi ayakta durur. Kentin isminin Salzburg olarak yazılı belgelere geçişi, 755 yılına rastlar. 845'te kentin en önemli yapılarından olan Virgil katedrali yanar, yıllar sonra restore edilir. 1383'te bu kez kent büyük bir yangın geçirir. 1404'te kentteki Yahudiler kenti terketmeye zorlanır ve Yahudi gettoları kapatılır. Yüzyılın sonunda Salzburg'un yükselişi başlar. 1525'te düşünür ve matematikçi Paracelsus kente yerleşir. 1526'da Başpiskopos Matthaeus Lang, köylülerin ipek ve kadife giysileri giymelerini yasaklar. 1623'te Salzburg Üniversitesi kurulur. 1669'te tepelerden yuvarlanan kayalar 220 kişinin ölümüne yol açar. 1737'de Leopold Mozart kente yerleşir ve on dokuz yıl sonra, yedinci çocuğu olan Wolfgang Amadeus Mozart dünyaya gelir. 1854'te kenti renkten renge boyay...

Karlovy Vary

Resim
Parag’daki ikinci günümüzde günübirlik turumuzun hedefi Karlovy Vary. Prag'ın yaklaşık 125 km. batısında yer alan Karlovy Vary, şifalı termal sularıyla meşhur bir şehir. Yola çıktığımızda hava puslu, yolda yağmur başladı. Yol boyunca sağlı sollu şerbetçiotu tarlalarından geçiyoruz. Şerbetçiotu (Humulus lupulus), kendirgiller (Cannabaceae) familyasından Temmuz-Eylül ayları arasında yeşilimsi-beyaz renkli çiçekler açan, 2-5 m yüksekliğinde, sarılıcı gövdeli otus bir bitki. Bitkinin gövdeleri ince, tırmanıcı, sarılıcı ve üzeri sert tüylerle örtülüdür. Yol boyunca gördüklerimizin boyları 2 – 2.5 civarına yaklaşmış. Türkiye'de, Bilecik-Bursa havalisinde yetişiyor. Bira imalatında kullanılıyor. Birada şerbetçiotunun kullanılışının 500 senelik bir geçmişi vardır. Şerbetçiotu biranın çabuk bozulmamasını sağlarken aynı zamanda bir karakter unsuru olmuştur. Yolumuza devam ederken güneş yüzünü gösterdi. İlk durağımız Krusdvice bira fabrikası. Çekler yılda kişi başına 260 litre bi...

Yiğt Akın'dan "KSK Mazisi" - Spor Alemi Dergisi Ekim 1926 -

Resim
Değerli Dostum Tarihçi Dr. Yiğit Akın askerden döndü ve bıraktığı yerden çalışmalarına başladı. Karşıyaka Spor Kulübü hakkında kuruluş tarihlerinde yapılan Osmanlıca gazete arşivlerini tarıyor. Bu taramalarından ilki www.kafsinkaf.org sitesinde yayınlandı. İncelediği dergi Spor Alemi Sekizinci Sene, Birinci sayı, tarihsiz [Teşrinievvel/Ekim 1926], Sayfa. 4. Bende izinleriyle kendi blogumda paylaşmak istedim. ABD'de tarih doktorasını yapan Sevgili Yiğit, hem bilimsellik, hem araştırmacılık hem de bilimsel şüpheciliği ile şöyle diyor; Sevgili dostlar, Karşıyaka’mızın erken dönem tarihi üzerine çalışmalarımı –yavaş da olsa- sürdürürken hoş bir sürprizle karşılaştım ve sizlerle paylaşmak istedim. Bu sürpriz KSK ile ilgili olarak, Spor Alemi dergisinin Teşrinievvel [Ekim] 1926 tarihli nüshasında yayımlanmış Cemal Ahmed imzalı “İzmir Şampiyonu Karşıyaka Külübünün Mazisi” başlıklı yazı. Yazının sahibi olan Cemal Ahmed bey Bankacı Cemal Ahmed Umar olup Kaf Kaf Kaf Sin Sin Sin... tezahüratı...

Minyatür Kale İle Yaşanan Dostluk

Resim
(Karşıyaka Karşıyaka Dergisi Ağustos - Eylül 2010 27.sayısında yayınlanmıştır) Geçenlerde arkadaşlarımla sohbet ediyorduk. Konu futboldan açıldı, laf döndü dolaştı geçmişte sokak arasında oynadığımız minyatür kale futbol maçlarımıza geldi. Önceleri sokak arasında veya mahallenin boş arsasında minyatür kale futbol oynarken, yıllar geçtikçe okul bahçelerine taşındı. Paraları birleştirip demir kale yaptırır, balıkçılardan aldığımız ağlar ile kale ağlarını yapardık. Kaleler kırılmış ya da yürümüşse (!) yeni kale yapılana kadar iki taş ile sorunu çözerdik. Ancak bu çözüm birçok tartışmaları da beraberinde getirirdi. Demir kaleniz yoksa taştan kaleleri kurmuşsanız gol ancak topun kalenin tam ortasından geçmesi germekteydi. Aksi takdirde bel üzeri yada taş üzeri gol tartışmaları mahalle kavgalarına kadar varırdı. Kaleyi oluşturan taşların arası adımlanırdı. Maç içinde küçültmeye çalışıldığı olurdu. Maçların heyecanına bağlı olarak eve girme genellikle sokak lambalarının yanması ile gerçekleşi...