İlkbaharda Paris’den Normandiya’ya doğru – II (Honfleur - Deauville – Trouville )
Akşam Honfleur'e varıp odamıza yerleştikten sonra hemen kasabanın merkezine indik. Saat 21:00'den sonra çoğu kişi yemeğini yemişti.
Balık restoranlarının hepsi güzel. Bizim de oturduğumuz oldukça lezzetliydi.
Sabah Honfleur’de önce kahvaltı yapıp sonra gündüz gözü ile kasabayı dolaştık.
15. yüzyıldan kalma ahşap Aziz Catherine Kilisesi (Eglise Sainte-Catherine) ve arduvaz taşlı evlerle çevrili tarihi Vieux Bassin (Eski Liman)’ dolaştık. Balık restoranları akşam için balık ürünlerini almaya başlamışlardı.
Honfleur'ün güzelliği uzun zamandır sanatçıları cezbetmiştir ve kasabanın birçok müze ve galerisinde sanat eserleri bulunmaktadır. Honfleur, özellikle Empresyonist kökleriyle gurur duyar; Claude Monet'nin akıl hocası Eugène Boudin bu kasabada doğmuştur ve Monet ile çağdaşları, Seine nehrinin döküldüğü yerde güzel ışığını yakalamak için sık sık Honfleur'ün üzerindeki tepede bulunan Ferme Saint-Siméon'da resim yaparlarmış.
Honfleur'ün varlıklı aileleri, özellikle limanın kalbi olan Vieux Bassin çevresinde, çok katlı evlerini birbirine çok yakın inşa etmişlerdir; burada teknelere bakan ön sıradaki bir ev, gerçek bir statü göstergesiymiş. Vieux Bassin'de artık ticari gemi veya balıkçı teknesi bulunmasa da (şimdi daha büyük iskelelere demirlenmiş durumdalar), yatlar demirlemiş durumda.
Vieux Bassin'in her iki tarafındaki mahallelerin her birinin kendine özgü bir karakteri var. Doğudaki mahalle, Saint-Etienne Kilisesi de dahil olmak üzere birçok ilginç binayla dolu; batıdaki mahalle ise yokuş yukarı uzanarak muhteşem ahşap Sainte-Catherine Kilisesi'ne ve Honfleur'un ana sanat müzelerine ev sahipliği yapıyor. Limanın güneyindeki mahalle daha sakin ama Saint-Léonard Kilisesi ve restore edilmiş çeşmeler gibi daha az bilinen bazı güzelliklere sahip.
Otele dönerken ilginç bir yapı ile karşılaştık. Çamaşırhane. Honfleur'daki en bilinen tarihi çamaşırhaneler (lavoir) 19. yüzyıldan kalma Lavoir Saint-Léonard, Quai Lepaulmier ve The Fontaine et Lavoir de La Foulerie 27 Rue de la Foulerie, 1896'da su kaynağında inşa edilmiştir. 17. YY’da Aziz Stephen'ın çeşmesi olarak adlandırılmış, 1624 yılında onarılmış. Berrak suyun aktığı bir çimento terminali, yıkama evinin iki havzasından birini aşıyor, bütünü çevreleyen zemin kırmızı terracotta parke taşlarından oluşur.
Yürüyüş sonrası otelimizden ayrıldık. Manş kıyılarında ilk durağımız iki komşu tatil beldesi Deauville ve Trouville. Honfleur’de yol yaklaşık 18 km, 20 – 25 dakikada varıyorsunuz. Manş Denizi kıyısındaki iki komşu tatil beldesidir. "Paris’in 21. bölgesi" olarak anılan Deauville lüks malikaneleri ve kumarhanesiyle ünlüdür. Hemen yanındaki Trouville-sur-Mer ise daha otantik, geleneksel bir balıkçı kasabası atmosferine ve hareketli bir halk plajına sahiptir Araba ile önce Trouville tarafını dolaşıp sonra Deauville tarafına geçtik. Plaj boyu evler çok güzel. Tabi Plajda buluna plaj kabinleri buranın en bilinen özelliği. Les Planches de Deauville’de ünlü tahta yürüyüş yolu. Film festivaline gelen yıldızların isimleri plaj kabinlerinde yazar.
Fransa'nın Normandiya kıyısındaki Deauville, "Paris'in Hamptons'ı" olarak bilinir. Sahil şeridi; ahşap iskeleleri, renkli şemsiyeleri ve tipik "Anglo-Normand" tarzı yarı ahşap villaları ile meşhurdur. 19. yüzyıldan beri zengin ve ünlülerin tatil yeri olan bu kasabada, kıyıdaki evler zarafeti ve tarihi atmosferi yansıtır. Anglo-Normand Tarzı: Evlerde dik eğimli çatılar, renkli ahşap oymalar, tuğla desenleri ve yarı ahşap (half-timbering) cepheler dikkat çeker. Bu evlerden en ünlüsü Villa Strassburger’dir. Baron Henri de Rothschild tarafından yaptırılan ve daha sonra Amerikalı milyarder Ralph Strassburger’in evi olan bu yapı, kasabadaki en ünlü tarihi villadır. Zengin mimarisi ve geniş bahçesiyle bilinir.
Deauville’in bir de ünlü casino’su var. Biz kıyıda bir kahve molası verdik. Ama zamanınız varsa veya burada konaklıyorsanız balık restoranları güzel görünüyor.
Şimdi hedef çocukluğumun rüyası Omaha ve Utah Plajları. D – Day …

Yorumlar