Kayıtlar

Esnaflıktan Sanayiciliğe Uzanan Yolda Karşıyaka

Resim
(Bu yazım Karşıyaka Karşıyaka Dergisinin 28, 29 ve 30. sayılarında üç bölüm olarak yayınlanmıştır) Geçtiğimiz hafta sonu Karşıyaka Çarşısına girince adet edindiğim gibi Galeri Nur’un vitrinine bakmak istedim. 1980’li ilk yarısında üniversite hayatımızda ne cep telefonu, ne internet olması haberleşmede buluşma noktası ve saat çok önemliydi. Hergele meydanı kalabalıklaşmaya başladığı için bizim grup saat 16.00 dan sonra Galeri Nur’un köşesine buluşmaya başlamıştı İşte önündeki kaldırımda beş, altı senemizin geçtiği Galeri Nur’un vitrinlerinin boş olması ve her iki vitrine yapışmış bir A4 kağıt gözüme ilişti. Sayın Mehmet Akgül kendisi gibi naif bir yazı kaleme alınmıştı. Yazı şöyle diyordu; “Karşıyaka Çarşısı'nda yaşanan sosyal ve ekonomik değişiklikler karşısında biz de bazı kararlar almak zorundaydık. Ya kalitemizde, ya da yerimizde değişiklik yapmamız gerekiyordu. Kalitemizden ödün vermektense yerimizi değiştirmeye karar verdik. Sizlere Hoşça kal Karşıyaka diyoruz”. Benim açımda...

Cemre Nasıl Düşer ?

Resim
Bu gün 6 Mart. Son "cemre"de düştü. Gerçi bu akşamdan itibaren 3-5 günlük soğuk gelecek. Her ne kadar Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırsa da, artık ilkbahara doğru günlerimizi uzatıyoruz. (Kuş cenneti "yeşil yol", Sasalı - İzmir. 26 Nisan 2009) Bu cemre lafını küçükken rahmetli anneannemden duymuştum. Elle tutulur, gözle görülür somut bir şey zannetmiştim uzun yıllar. Meğerse eski takvimden gelen bir tarih olup, halk arasında baharın müjdecisi olarak anılırmış. Eskiler seneyi Kasım (kış) ve Hızır (yaz) olmak üzere yılı ikiye ayırmışlar. Kasım 180, Hızır 186 gün sürermiş. Kasım günleri 8 Kasım'da başlar. Kasımın kırk altısında, kırkgün anlamına gelen erbain, seksen altısında elli gün anlamına gelen hamsin girer ve böylece kışın en soğuk zamanları sayılan doksan gün geçmiş olurmuş. Kasımın 105'inde (19-20 Şubat) birinci cemre havaya; 112'sinde (26-27 Şubat) ikinci cemre suya, 119'unda (5-6 Mart, Şubatın 29 çektiği dört senede bir 5 Mart'ta) ...

Sanctum'un Gerçeği Kara Delik Minya

Resim
Bu gün sinemalarda gösterime giren filmlerden birisi de SANCTUM'du(Kutsal Yer). Üç Oscar ödüllü yönetmen ve yapımcı James Cameron'ın yönetici yapımcılığını üstlendiği, 3 boyutlu sualtı macera filmi Sanctum'da dünyanın en güzel ve ulaşılması en güç mağara sistemlerinde keşif gezisi yapan bir sualtı mağara ekibinin öyküsü anlatılıyor. Bir tropik fırtına, sualtı ekibini yeraltı mağaralarının derinliklerine sürükleyince macerada başlamış oluyor. Filmde Richard Roxburgh, Rhys Wakefield, Ioan Gruffedd, Alice Parkinson oynuyor. Yönetmenliği ise Alister Grierson yapıyor. Filmin oyuncuları oldukça başarılı. Geriliminin bir sebebi de bütün oyuncuların filmin çekimlerinden önce dalgıç kursuna gidip dalmayı öğrenmeleri bence. Bir çok tehlikeli sahnede kendileri oynayan oyuncular hissettikleri gerçek korkuyu filme büyük başarıyla yansıtmışlar. Mesela geri solunum cihazı denen aleti kullanmak çok büyük tecrübe gerektirir. Suyun dibinde elinizde solunum yaptığınız bir tüp ama sadece n...

Kefir

Resim
Yaz ve tatil dönemi gezip gördüğümüz yerleri paylaşmaya çalıştım. Bu ay biraz mesleğimle ilgili konulara değineceğim. Bunlardan ilki Kefir. Kefir her geçen gün ilgi duyulan bir süt içeceği. Probiyotik ve fonksiyonel bir gıda. Ancak kesinlikle ilaç değil. Bu nedenle bir gıda, beslenmemiz içinde günlük süt ve ürünü tüketimimiz içinde porsiyon alması gereken bir gıda. Piyasada satılan ticari firmaların kefirlerini tüketmenizi öneririm. Hepsinde yeteri kadar probiyotik mikroorganizma içermekte. Bunun yanı sıra evlerde yaptığınız kefirlerde bulaşma riski olabilir. Kefir yerine ekşi süt içersiniz dikkat edin. Kefir tanelerini üniversitelerden temin edebilirsiniz. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Ankara Üniversitesi , Bursa Uludağ, Antalya Akdeniz Üniversitelerinin Ziraat Fakültelerinin ilgili bölümlerinde satılmakta. Aktarlardan aldığınız kefir taneleri bu dükkanların tezgahlarında her türlü bulaşmaya açık olarak çoğaltılıp satılmakta. Buralardan almanızı tavsiye etmiyorum. Fermente süt iç...

Rodos (Rodhos): St Jean Şövalyeleri ve Cem Sultan'nın İzinde

Resim
Rodos; On iki (Dodekanez) adaların başkenti. İsminin anlamı antik Yunancada “gül". Hıristiyanlıkta 12 sembol rakamından türemiş (12 Havari, bir düzinenin ifadesi)Bölgede ismin çağrıştırdığı gibi 12 adet ada yoktur. Sadece büyük olanları saydığımızda 14 ada, büyüklü küçüklü hepsini saydığımızda 20’den fazla ada ve adacık vardır. Uzun lafın kısası burad ki 12 sayısı adaların sayısı değil,”12 üyeli meclisle yönetilen adalar, 12’li adalar” anlamında kullanılmaktadır. MÖ 5 ile 3. yüzyıl arasında önemli bir merkezmiş. Hem Roma, hem de Bizanslılar için önemli. Daha sonra St Jean Şovalyeleri (Hospitalier Tarikatı, kimi kaynak ve internet siteleri Templier "Tapınak" şovalyeleri yazıyor ama alakası yoktur)1306 - 1596 arasında hüküm sürmüşler. Marmaris'den 9.00 da hareket ettik. Katamaran sınıfı bir feribot olmasına rağmen 1 saat 15 dakikalık Rodos yolculuğumuz denizin "ölü dalgalı" olması nedeni ile oldukça zorlu geçti. 10:30 gibi adaya vardık. Kısa bir gümrük işlemi...