Kayıtlar

OSMANLI DÖNEMİNDE KARŞIYAKA İBTİDAİLERİ VE RÜŞTÜYELERİ

Resim
(KarşıyakaLife'ın 2014 Şubat sayısında yayınlanmıştır) Sömestr tatili çocukların sabırsızlıkla beklediği tatil ve ebeveynlerinin başarıları ile övüneceği ya da dövüneceği zamanlardan birisidir.   Tavsiyem; 15 günlük bu kısa tatilde çocuğunuzla birlikte AVM ile bilgisayar arasına sıkışmadan kısa seyahatler, olanak yoksa bulunduğunuz şehri bir otobüs abonmanıyla yanında bir gevrek ile keşfetmek olacaktır. Tabi gezmenin yanı sıra okuyarak. Bu ay köşemize sömestr tatili ile başlayıp gezi ve okuma ile devam edince yazımızı da Osmanlı Döneminde Karşıyakamız’daki ibtidai ve rüştiyelere ayıralım dedim. Osmanlı Devleti döneminde halka yönelik eğitim öğretim temel olarak medrese sistemine dayanırdı. Osmanlının klasik yani Tanzimat öncesi eğitim sisteminde birinci basamak Sıbyan okulları idi. Hemen her mahallede bulunan bu okullar günümüzdeki ilkokulların karşılığıdır. Genellikle 4 yıllık bir eğitimin yapıldığı bu okullarda erkek ve kız çocuklar beraber okurlardı. Bu okullarda a...

Cumhuriyet Dönemi Öncesi ve Cumhuriyet Dönemi Karşıyaka Çarşısı

Resim
(Bu yazılar KarşıyakLIFE dergisinin Aralık 2013 ve Ocak 2014 sayılarında yayınlanmıştır) CUMHURİYET DÖNEMİNE KADAR KARŞIYAKA ÇARŞISI Geldik yılın son ayına. Bir yıl boyunca gece ve gündüz nasıl art arda geldiyse hayatımızdaki sevinçler, hüzünler, başarılar, başarısızlıklar da birbirini izledi. 31 Aralık gecesi, takvimde bir yılın sona erip bir başka yılın başladığı gecedir. Bir kilometre taşıdır. Yeni yıla girerken imkânı olanların çevresindekileri hediye vererek sevindirmeleri adet olmuştur. Hediyenin küçüğü büyüğü olmaz; el örgüsü bir atkı da hediyedir, en pahalısından bir kazak da. Esnaf yılbaşını dört gözle bekler. Satışlar artar. Bir yandan büyük küçük hediyeler seçilirken diğer taraftan yılbaşı sofrası için manavlar, kasaplar, şarküteriler, çerezciler satışlarını katlarlar. Pastaneler özel yılbaşı pastalarını geceler öncesinden hazırlamaya başlarlar. Karşıyaka’da da bu alışverişlerinin merkezi Karşıyaka Çarşısıdır. Bu ay çarşımızın geçmişine uzanalım dedim. İzmir...

Ölümünden Sonra Kıymete Binen; Charles Pierre Baudelaire

Resim
Yaşam birçoğumuz için bir kabulleniştir. Yaşadığımız yüzyılın, yaşadığımız toplumun,  ailenin bize sunduğu ne varsa sorgusuz- sualsiz bir kabullenişle yaşamlarımız sürer. Ancak yaşamı sorularla ve bunlara aradığı yanıtlarla geçen insanlar da vardır. Yaşamda sorularına yanıt arayanlar için yaşam bir kabul ediş olmaktan çıkar ve bir reddetmeye dönüşebilir. Kimilerinde daha keskin bir şekilde kimilerin de ise hüzünlü bir şekilde yaşamla ve kendimizle ilgili arayışlar devam eder. Böyle insanlar için yaşamın dayatmalarından kurtuluş yollarından biri yazmak ve anlatmaktır. Yaşamını,  yaşadığı toplumu,  insanları,  duygularını tanımlamaya çalışma çabası ile bir karşı duruş da belirir. Bazı edebiyatçılarda edebiyat bu karşı koyuşun en iyi anlatım şekli haline gelir. Sevdiklerini hiç zamansız bu yüzden kaybetmeye başlayan insan için eleştirel bakış açısı, zaman zaman öfkeye dönüşen duygular, satırlarda veya dizelerde yol bulmaya ve durulmaya bırakılır. İşte bu edebiyatçı...