Bu Blogda Ara

27 Eylül 2010 Pazartesi

Prag ya da Praha Dair Gezi Notları - II (Devrimin İzleri)

Prag denildiğinde akla "Prag'da Sonbahar", "Kadife Devrim", "Alexander Dupçek", "Vaclav Havel" isimleri bir anda geliyor. Dolayısıyla Prag'ı gezdikçe mekanlarda bu zileri aramaya çalışıyorsunuz. Zira Çek topraklarının siyasal haritası tarih içinde çok kereler değişmiş. Onuncu yüzyılda Bohemya Krallığı, Kutsal Roma İmparatoru IV. Karl’ın Prag’ı siyasal ve ekonomik merkeze dönüştürmesi, I. Dünya Savaşı’na kadar üç yüz yıl Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dönemi, sonrasında bağımsız Çekoslovakya. Sanayileşme ve demokrasi deneyimi, önce Nazi işgali, sonra 1948′de Sovyet ordusunun kurtardığı topraklarda Komünist parti darbesiyle şekil değiştiriyor. Çekoslovakya demir perde ötesinin en kapalı rejimine dönüşüyor. Soğuk Savaş düzeninin 1989′da çöküşüne Prag ‘kadife devrim’ ile katılıyor. Slovakya 1993′de ayrılınca, Çek Cumhuriyeti’nin Avrupa haritasındaki sınırları çiziliyor.

1968 yılına giderseniz o yıla Çekoslavakya Kominist Partisi Merkez Komitesi ve Polit bürosunun süregelen toplantıları ile girdi ve 5 Ocak 1968`de ÇKP lideri Novotony istifaya zorlanarak yerine Slovakya`dan Alexander Dubçek ÇKP 1. sekreterliğine seçildi. Prag Baharı`na giden yol açıldı.

Aslında bu süreç Haziran 1967`de Çekoslavak Yazarlar Kongresi`nin sansüre ve resmi kültür politikalarına karşı çıkışıyla başladı. Kültür Bakanlığı`nın Yazarlar Birliği dergisini kontrol altına alması, ÇKP Merkez Komite toplantılarında reformcularla muhafazakarların pozisyonlarını belirlemeleri ve Ekim 1967 sonunda Prag`daki Charles Üniversitesi öğrencileri ile polis arasında şiddetli bir çatışma ile sürdü.


Bir binanın duvarında emkçi sınıfın rolyefi

1968 yılı siyasi anlamda çok hareketli başladı ve devam etti. Ancak 20 Ağustos`u 21 Ağustos`a bağlayan gece Varşova Paktı Çekoslovakya`yı işgal e başladı. 300 binin üzerinde askere yapılan harekatta 92 Çek vatandaşı öldü, 300`ü yaralandı. Dubçek ve yardımcıları tutuklanarak Moskova`ya götürüldüler. Ülke çapında yaygın protesto eylemleri yapıldı. Sovyet tanklarının görüntüleri hafızalardan silinmedi. Aşağıda meşhur Vaclav Meydanındayız.



Vaclav Meydanı; Meydan olarak anılmasına rağmen büyüklüğüne bakıldığında, 750 metre uzunluğunda, 60 metre genişliğinde, 45000 metrekare alana sahip, bir meydandan daha fazlası olduğu görülür. Lüks mağazalarıyla alışveriş yapmak ve barları, kulüpleri ve restoranlarıyla eğlenceli vakit geçirmek isteyenler için pek çok seçenek sunan meydan her dakika yüzlerce turisti ağırlar. Şehir turlarının başlangıcı da bu meydandır.

Vaclav Meydanı, Prag şehrinin inişli çıkışlı tarihine tanıklık etmiş hatta tanıklık etmekle kalmamış şehrin tarihsel dönüm noktalarında pek çok gösteriye de ev sahipliği yapmıştır. Nazi karşıtı gösterilerden,1968’de Kızıl Ordu’yu protesto etmek için düzenlenen gösterilere, 1969’da Prag Baharı’nı desteklemek ve Rusları protesto etmek amacıyla kendilerini yakan iki gençten, 1989 yılında Komünizmin yıkılışı kutlamalarına kadar pek çok siyasi ve tarihi olay bu meydanda hayat bulmuştur. Meydanın simgesi ise ünlü Çek heykeltıraş Josef Myslbek tarafından tasarlanan at üzerindeki Aziz Vaclav Anıtı’dır.

Biz 1968 yılına geri dönelim...Prag`da genel grev sürerken Dubçek ve beraberindekiler geri getirildi.27 ağustos`ta televizyona çıkan Dubçek, halka durumu anlattı. Prag Baharı sona ermişti. Normale dönülecekti. Bu süreç çeşitli ayak oyunlarından dolayı biraz zaman aldı. Nisan 1969 ortasında Dubçek görevinden alındı. Çekoslovakya işgali ile Sovyet sistemi, yani `reel sosyalizm` için çanlar çalmaya başlamıştı. Yine de 20 yıl dayanabildiler. Bu sefer "kadife devrim" geldi.


Kadife devrim 16 Kasım-29 Aralık 1989'da Çekoslovakya'da meydana gelen kansız bir devrim olarak anılır. 17 Kasım'da, Prag'da barışçıl bir öğrenci ayaklanması, polis sertçe bastırıldı. Ancak bu olay, diğer ayaklanmaları tetikledi, ve 20 Kasım'da Vaclav meydanındaki Praglı sayısı 200.000'den yarım milyona çıktı. Son olarak, tüm Çekoslovakya vatandaşlarının katıldığı 2 saatlik bir ayaklanma 27 Kasım'da düzenlendi. Praglılar ellerinde evlerinin anahtarlarını sallıyorlardı. Evlerinin mülkiyetleri bir simge oldu. Bu simge Revolution diye yazılı bir anıt ile Prag'da küçük bir meydanda ölümsüzleşti. Anıt 2009 yılında Çek santçı Jiri David (http://www.jiri-david.cz/en/) tarafından yapılmış. Anıt 6 metre yüksekliğinde olup 85.000 anahtar kullanılmış. Anahtarlar Çek Cumhuriyetindeki vatandaşlardan toplanmış. Sanatçı bu anıtta R harfini diğerlerinden büyük ve farklı karakterde yapmış. İfadesine göre bir anma yada kutlama anıtı değil diyor. Çek politikacısı ve inasanının karmaşık duygularını yansıttığını söylüyor.Bu anıtı Astreolojik saatin arka taraflarına denk gelen bir meydanda (Nam. Franze Kafky) görebilirsiniz.




Havel dünya televizyonlarından naklen yayınlanan "kadife devrim" sırasında Wenceslas Meydanı’ndaki balkona çıktığında yanında tarihin içinden süzülen bir figür daha belirmişti, halkın coşkulu alkışları altında: Alexander Dubçek. Komünist Parti Genel Sekreteri iken başlattığı ‘güler yüzlü sosyalizm’ deneyimi 1968′de diğer Varşova Paktı ülkeleri ordularının müdahalesiyle son bulmasına karşın, "Kadife Devrim" ile tasfiye oldu. Dubçek işgal sonrasında 1968′de önce Moskova’ya götürülmüş, sonra kısa bir süre Ankara’da büyükelçilik yapmış, birkaç ay sonra da Çekoslovakya bahçe ve orman idaresindeki görevine atanmıştı. Dubçek Türkiye'den şöyle bahseder "Yirmi yıl boyunca Ankara’daki kısa büyükelçilik dönemimi hiç unutmadım. Son özgürlük havamı Türkiye’de solumuş, son özgür insanları orada görmüştüm. Sokakta oynayan ve beni görünce uzaktan el sallayan çocuklar oldu hep aklımda. Siz de, biz de demokrasinin değerini iyi biliyoruz. Artık ülkelerimiz yeni Avrupa’da buluşmalı”. Malum Çek Cumhuriteyi Avrupa Birliğinde, biz kapısında...

Şimdiki molamız Slavia Kafe. Güzel ve liks bir kafe. Yemek ve tatlıları şahane.



Ama bizim için önemli bir yanı Nazım Hikmet'in mekanı olması. Nazım Hikmet 1956-1958 yılları arasında Prag’ta yaşamış. Şiirler yazmış;



Şair memleketten uzak,
hasretten delik deşik
Eski Kent'te duruyordu.
Meydanlıkta yapayalnız
Gotik duvar üstünde
Hanuş ustanın saati
On ikiyi vuruyordu.
Ve çanları çalan ölüm
Ve yukarda öttü horoz
Şair memleketten uzak,
Hasretten delik deşik
Etrafına dalgın baktı

bir diğerinde oğlu Memet'e özlemini şöyle satırlara dökmüş...

Külahlı kuleler Pırağ şehrinde,
Ağarınca akşamın üzerinde
Düşe giren dünyalar aydınlanır
İstanbul'da bir Memet var
Altısına bastı bu yıl.

Güneşe özlemini dile getirmiş...

Pırağ'da bir yandan ağarıyor ortalık
Bir yandan da kar yağıyor
Sulusepken
Kurşuni
Pırağ'da ağır ağır aydınlanıyor barok;
Huzursuz, uzak
Ve yaldızlarında kararmış keder.
Ölen bir yıldızdan uçup gelen kuşlara benziyor.
Dördüncü Şarl Köprüsünde heykeller.

Memlekete özlemini...

Pırağ'da bir araba geçiyor
Tek atlı bir yük arabası
Yahudi mezarlığının önünden.
Bir başka şehrin hasretiyle yüklü araba,
Arabacı ben.
Pırağ'da Yahudi mezarlığında sessiz soluksuz ölüm.
Ah gülüm, ah gülüm,
Muhacirlik ölümden beter..

Bu kapalı ve kasvetli havası büyükozanımızın canına tak dedi galiba "otobiyografi" şiirinde bunu mısralara döktü "elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya"...

Aşağıda Slavia Kafedeki yağlı boya tablodaki kişi için Nazım Hikmet diyorlar. Ancak ben benzetemedim.



Slavia kafede soluklanıp, güzel bir yemek yedikten sonra (Gulaş harikaydı)hedefimiz Petrin Kulesi. Strelecty köprüsünü geçip. Karşı kıyıya varıyoruz.



Yolumuza dümdüz devam ediyoruz. Petrin tepesi karşımızda. Minik Eifell kulesi için "finukuler" sağ tarafta. Ancak karşımızda 2002 yılıda yapılan "Memorial to the Victims of Communism" anıtı var. Strana Mal caddesi üzerinde olan bu heykeller 1948 - 1989 yılları arasındaki kurbanlara adanmış. Anıt 22 Maysı 2002 de açılmış. Heykel Olbram Zoubek, ünlü Çek heykeltıraş ve mimar Jan Kerel ve Zdenek Holzel çalışmasıdır. Figürler Kominist rejimden etkilenen insanları göstermektedir. 7 insan figüründe totaliter rejimin insan üzerindeki fizksel ve düşünsel yıkımı simgeler. Merdivenin ortasından geçen broz şeritddde bazı önemli tarih ve rakamlar vardır. 205486 kişi yargılanmış, 248 kişi idam edilmiş, 4500 kişi cezaevlerinde ölmüş, 327 kişi çalıştırılırken ölmüş ve 170938 kişi Çekoslavakyadan göç etmiş.





Daha sonra Eifell kulesinin 1/4 yüksekliğindeki Petrin kulesine çıktık. Kuşbakışı manzara güzel.



Dönüşte yine Slavia kafede bir kahve pasta molası verdik. Eski şehire doğru yürüken cadde üzerindeki bu resim herşeyi özetliyordu.



Şimdi hedef Karlovy Vary...

Hiç yorum yok: