Bu Blogda Ara

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Ezine - Çanakkale Yol Kenarı Bahçeleri

Ezine - Çanakkale yolu. Geliş gidiş yol kenarında satıcılar var.


Dalından topla sebzeni al.

Gurbetçiler, İstanbul'lular durup DOĞAL - ORGANİK diye alıyor.


Yoldan 5metre içerde küçük bahçelerden domates, biber, patlıcan, salatalık topluyorlar. Tartıp parasını ödüyor ve afiyetle yiyorlar. Dalından topladım organik / doğal diye.

Peki ne kadar sağlıklı?

Her saat yüzlerce araba, otobüs, kamyonun geçtiği bu yol kenarı bahçeleri??? Eksozlardan çıkan kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller(*) bu sebzelerle hooop midelere. Doğal yedim diye kansere zemin hazırlama. Hele dün (18 Temmuz 2017) yağan yağmur sonrası bu gün hepsi ilaçlanmıştır mantar, sinek olmasın diye.

Afiyetler olsun.

En doğrusu İyi Tarım Uygulaması derim.

 (*):

Toksik ağır metallerden kurşun, kadmiyum, civa, arsenik, krom ve selenyumun toksik etkileri şu şekilde özetlenebilir;
          Kurşun               = nörofizyolojik gelişme
          Kadmiyum          = nefrotoksik
          Civa                   = Sinir zehiri, nefrotoksik
          Arsenik               =inorganik arsenik kansorejendir; organik arsenik     ise daha az toksiktir.
         Krom                    = genotoksik
         Selenyum           = sinir zehiri

         Kurşun, civa, kadmiyum ve arsenik’in yetişkinler için tavsiye edilen dozları WHO/FAO’nun uzmanlar grubu  tarafından “Haftalık Alınabilir Doz” (TWI) başlığı altında bildirilmiştir. Haftalık limitin bildirilmesinin yararı, günlük miktardaki büyük farklılıkları ortadan kaldırmasıdır (Örneğin balığın çoğunlukla sütten daha fazla civa içermesi gibi).
         Geçici TWI (PTWI) değerleri (mg/60 kg yetişkin/haftada) aşağıda verilmiştir.

Kurşun                : 1.5 mg (Daha önce 3 mg olarak belirlenen bu düzey 1993’te yeniden düzenlenmiştir).
Kadmiyum          : 0.42 mg
Civa*                  : 0.30
Arsenik**             : 0.09 mg

* PTWI : JECFA tarafından 0.3 mg olarak belirlenmiştir. Bu oran organik civa için 0.2 mg’ı aşmamalıdır.
** PTWI : İnorganik arsenik için belirlenmiştir. Toplam arsenik için PIWI belirlenmemiştir.

         Çeşitli ülkeler, kurşun için 50-200 mg/kg, kadmiyum için 5-10 mg/kg ve civa için 2-20 mg/kg gibi sütteki kadmiyum, kurşun ve civa miktarı aralıklarını tüzük sınırları olarak yayınlamışlar, dolayısıyla alım miktarını da sınırlandırmışlardır.
         Diğer bir problem de kötü proses koşullarının neden olduğu ve özellikle demir veya bakır gibi metal katyonlarınca kataliz edilen aroma bozukluklarıdır.

4 Şubat 2017 Cumartesi

Karşıyaka'da İbadethaneler



(Karşıyaka Life'ın Ocak 2017 sayısında yayınlanmıştır)

Günümüz; insanlık tarihinin yine en karmaşık dönemlerinden birini yaşıyor. İnsanlık barış için yol ararken, buna karşın diyalogla çözümler yerine, silahlanma, anlaşmazlık ve çıkarlar çeşitli maşaları insanoğlunun karşısına çıkarıyor. Bu çatışma ve terör ortamı, bir de dini inançları kullanarak daha da içinden çıkılmaz, umutsuz hale getiriyor.  İnsanlık kavraması güç, kabullenmesi olanaksız bir çelişkiyi yaşıyor. Bir yanda milyarlarca dolarlık silahlanma harcamaları, bir yanda yoksulluk, yokluk, eğitimsizlik...

Oysa sevgi, barış, alçak gönüllülük, adâlet ve erdem, hoşgörüyü doğururlar. Kültürümüz bu konuları tavsiye etmiştir. İlâhî aşkın oluşturduğu gerçek dindarlık ve hoşgörü, insanı neticede, toleransa götürür. Tolerans, herkesi diniyle ve fikriyle hoş görmektedir. Tolerans olmaz ise, insanlar arasında ne sevgi, ne barış olur. Dinler ve peygamberler, insanları Tanrı yolunda ayırmaya değil, birleştirmeye ve dostluğa davet için gönderildiler, o halde neden bu toleranssızlık?

İzmir’in kendine has bir gizemi vardır. Karşıyaka da bu gizemi içinde barındırır. Nerelisin diyene “Karşıyakalı” diye cevap verir. Karşıyaka’ya adım attığınız anda sizi kendine hayran bırakmayı başarır.  Karşıyakamız’ın tarihi içinde ve bu gün de işte bu dini hoşgörüsü içerisinde ibadethaneler önemli bir yer tutmaktadır.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okurlara kendisi de Karşıyakalı olan Prof. Dr. Hale Okçay’ın “Dinlerin Kavşağında İzmir” ile Engin Berber ve Erkan Serçe hocalarımızın “Karşıyaka Tarihi”ni öneririm. Karşıyaka’daki ibadethaneler dediğimizde aklımıza hemen Çarşıdaki Mustafa Kemal Paşa Camisi gelir, bir diğeri de adıyla sokağı özdeşleşen Kilise. Mustafa Kemal Paşa Camisi ile ilgili yazımızı Karşıyaka LIFE’ın 2012 yılı Ağustos sayısında bulabilirsiniz.


Karşıyaka tarihine baktığımızda Karşıyaka’da Rumlar, Levantenler, Ermeniler, Yahudiler ve tabi ki Türklerin ibadethanelerini görüyoruz. 19. Yüzyıl ikinci yarısında Ermeni ve Rum nüfus aynı yıllarda Karşıyaka’ya yerleşmeye başlamışlardır. Resmi kayıtlarda 1888 yılında Karşıyaka’da Rum – Ortodoks kilisesi olduğu bilinmektedir. Yunan işgali sonrasına kadar geçen yaklaşık 40 yıllık sürede Agias Annas (Bugün Ankara ilkokulu), Zamodohos Piki (Alaybey), Agios Yoannis (1729 sokak), Agias Marinas (Alaybey), Metamorfosi tu Sotiros (Bostanlı), Agios Dimitros (Kara Bostanlısı) kiliseleri Rum cemaate hizmet verdi. Bu kiliselerle ilgili görsele maalesef ulaşamadık.

Aynı dönemde iskeleden inince sağdan ikinci sokak Ermeni muhiti olup, bu sokakta bir kilise bulunduğu bir çok tarihi kaynakta belirtilmektedir.


Levantenler ise Karşıyaka’ya Buca ve Bornova’dakilere kıyasla daha sonraları yerleşmişlerdir. İlk Katolik kilisesi Agia Eleni’dir. 1903 yılına gelindiğinde kilise küçük gelmeye başlamış, bu dönemde Alaybey’de de bir küçük kilise yapılmıştır. Aynı dönemde bugün de hizmet veren St. Helen kilisesi de yapılmış. St. Helen Kilisesi’nin mimarı 1854 ve 1929 yıllarında İzmir’de yaşayan ve Konak Saat kulesinin de mimarı Raymond Charles Pere’dir.


Yine 19. Yüzyılın sonlarında birkaç varlıklı Yahudi ailesi Karşıyaka’ya taşınmıştır. 1881-1882 yıllarında Alaybey Tramvay sokağında Mezaket Arabim havrasının temelleri atılmış. Karşıyaka’daki Yahudi cemaati Alsancak’a taşınınca havra harabeye dönmüş, 1990 yılında Karşıyaka Belediyesi kültürel kullanım şartıyla havrayı devir alıp 2000 yılında Türk Sanat ve Halk müziği konservatuarı olarak hizmete açmıştır.


Müslüman cemaat ise Karşıyaka’da önceleri demiryolunun kuzeyinde oturuyordu. Daha sonraları çarşı, sahil ve Bostanlı’ya doğru yerleştiler. Bu gün İzmir Müftülüğü kayıtlarında 34 cami görülmektedir. Ama Karşıyakamızda ilk cami yine Karşıyaka LIFE’ın 2014 Nisan sayısında anlattığımız Çömezzade Hacı Mehmet Efendi’nin yaptırdığı Soğukkuyu camisidir. 1874 yılında yapılmıştır. Zübeyde Hanım Kabrinin yanında olan Osman Paşa cami ise 1901 yılında yapılmıştır. Herkesin bildiği Kemalpaşa Cami 1962 yılında ibadete açılmıştır.


1900’lü yılların başına gittiğimizde üç dinin cemaati, hatta Rum ve Ermenileri düşündüğümüzde, dostça yaşayan Karşıyakalılar bunu başarmış yaşıyorken, bu gün neden dünya başaramıyor?

Peygamberimiz Hz. Muhammet bütün insanlık âlemi için şöyle der; “Dünyadaki bütün insanlar bir ağaca benzer. Ağacın yaprağı çiçeğine benzemez, çiçek meyveye benzemez, meyve ağacın köküne benzemez. Kök, dallara budaklara benzemez; hele bir meyve ağacının çekirdeği ağaca hiç benzemez. Ama bu birbirine benzemeyen zıtlıklar bir araya gelince ağaç meydana gelir”.

Tarihten ders alsak; bu çeşitlilik belki de Allah'ın bizlere lütfudur. Ama biz “din, din, din” diye diye, gerçek dini de, din sahibini de unuttuk. Peygamber efendimizin dediği gibi bir bütünün parçaları olduğumuzun farkına varırsak ve bunu unutmazsak, insana yakışır şekilde birlik içinde yaşayabiliriz.


Karşıyaka'nın Kuşları



(Karşıyaka Life dergisi Kasım 2016 sayısında yayınlanmıştır)
 
Sonbahar geldi, yaz mevsiminden sonra kimimizi sevindirir, kimimizin içini hüzün kaplar. Tiril tiril kıyafetleri, renkli sandaletleri, terlikleri dolaplara kaldırıp kazakları, yağmurlukları, botları çıkarıyoruz. Foça, Urla, Seferihisar, Bodrum, Çeşme sahil kenarlarına veda edip şehrimizde daha çokça vakit geçirmeye başlıyoruz. Okullar açılıyor, trafik yoğunlaşıyor. Hava erkenden kararırken “e akşam oldu bugün de ömürden bir gün daha bitti” moduna girmemek lazım. İşte böyle durum ve duygu içerisinde “şükür Karşıyaka’da yaşıyoruz” diyoruz. Akşamı ayrı güzel, sabahı ayrı. Karşıyakamız sahilinin keyfini çıkarmanın tam zamanı. Sahilimizde yürüyüş yaparak sağlık kazanırken bize eşlik eden karabataklar, martılar, pelikanlar, filamingolar. Yada vapurla Karşıyakamıza gelirken bizi takip eden kuşlarla gevreğimizi paylaşmak.  Her zaman deniz kenarında bizlerle beraberler.

Tabi bu güzel kuşlarla Karşıyaka’yı paylaşmamızın en önemli faktörü çok yakınımızdaki Sasalı Kuş Cenneti. Eski Gediz deltası içinde yer alan bu sulakalanın sınırları kuzeyde Menemen’e, kuzeybatıda Foça tepelerine, doğuda da Mavişehir’e ulaşmakta. Sevgili hocamız Prof. Dr. Mehmet Sıkı bu sulakalanda bu güne kadar 289 farklı kuş türü tespit etmiş. Bu kuş türlerine ve fotoğraflarına İzmir Kuş Cenneti web sayfasından ulaşabilirsiniz. Bu kuşların 29’u dünya çapında önemli. Diğer yandan bu sayı Türkiye’de bir sulakalanda ulaşılan en yüksek kuş sayısı. Bu özel yere ömrünü adayan Mehmet Sıkı hocamıza bu satırlardan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. 

Bir sabah balıkçı barınağında kahvaltınızı yaparken, veya akşamüzeri ekmek arası balığınıza eşlik eden, Karşıyaka Belediyesinin bir ara tartışmalı maskotu tepeli pelikanları (Pelecanus crispus) pek önemsemeyebilirsiniz veya gagası ve bacakları pembe filamingoları (Phoenicopterus roseus). Ama bu kuş türlerini, Dünya ve Avrupa ölçeğinde nesillerinin tehlike altında olduğunu bilerek beslediğimizin farkındayız? Yine çok bilinmeyen Sibirya kazı ve küçük kerkenez’de aynı şekilde. Şöyle bir sayı vereyim. Dünyada bir alanın Özel Kuş Alanı olabilmesi için en az 30 bireyin yani kuşun kışlaması gerekiyor. Tepeli pelikanlar için bu sayı Karşıyakamız’da yaklaşık 80–100 birey arası, yıllara göre değişmekte. Hepimiz bu tepeli pelikan ve filamingolara iyi bakalım. Zira bilim insanlarına göre nesli azalan kuş metropollere gelmez, görülmez. Ama bu tepeli pelikanlar ve filamingolar da Karşıyaka’dan vaz geçemiyor.


Mehmet hoca ve ekibi 2010 – 2012 yılları arası Mavişehir Bostanlı iskelesi arasında yaptıkları bir taramada 63 kuş türü tespit etmişler. Zenginliğimizin, ne kadar büyük olduğumuzun farkında bile değiliz galiba. Bunların 37’si su kuşu, 25’i ötücü,1 tanesi yırtıcı türlerdenmiş. 11’i yaz, 24’ü kış göçmeni, 27’si yerli, 1 tanesi de geçici kuşmuş.  Yerli kuşlarımız hepimizin bildiği karabatak, balıkçıl türleri, filamingo, suna, yeşilbaş, kerkenez, poyraz kuşu, kılıçgaga, akça çılıbıt, tepeli pelikan, sakarmeke, karga türleri, güvercin, kumru, baştankara, saksağan, serçe, karatavuk ve benzerleri. Pek dikkatli bakmadığımız martı türlerinin bazıları yaz ve kış göçmeni. Ak pelikan, sığırcık, ispinoz, yalıçapkını’da öyle.

Gelelim eksiğimize; bu kadar önemli olan bu kuşların ne biz Karşıyaka’da yaşayanlar farkındayız, ne de belediyemiz yeterli önemi veriyor. Evet Karşıyaka Belediyesinin Mehmet Sıkı, Ortaç Onmuş ve Orhan Gül hocalara hazırlattığı “Karşıyaka Kuşları” diye bir yayını var. Ancak yetersiz. Kütüphane raflarında kalmış. Buna karşın; sahil boyunca bu kuş türleri ile ilgili bilgilendirici görsel panolar oluştursa. Kuş gözlem kuleleri yapıp, meraklısı için kuş gözlem ve fotoğraf turlarını destekleyerek “ekoturizm”i destekleyebilir. Zira Amerika'da 60 milyonu aşkın kuş gözlemcisi var. İngiltere'de ise 2 milyon aile kuş gözlemciliği yapıyor. Kurivaziyer turizminde azalma yaşanırken şehrin önde gelenleri bu filamingo ve tepeli pelikanların varlığından ne kadar haberdar, sorgulamak gerekir. Turizmi Alsancak, Kemeraltı, Agora ve Kadifekale’ye sıkıştırırsanız, bu azalmanın zaten yaşanacağı bir gerçektir. İşi bir de rakamsal verelim ve yazımızı noktalayalım. National Geographic tarafından da "yükselen kaşif" ilan edilen kuş bilimci Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu’nun, "Kuş gözlemciliğinin insanlar ve kuşlar için önemi" başlıklı makalesine göre, Amerika'da 800 bin kişi kuş gözlemciliği üzerine iş sahibi ve sektör 23 milyar doların üzerine bir büyüklüğe sahip. Doç. Dr. Şekercioğlu'nun verilerine göre iyi bir eğitime sahip kuş gözlemcisi yılda 50 bin doların üzerinde kazanıyor. 300 bin profesyonel gözlemcinin yüzde 49'u yurtdışı seyahati yapıyor. Dünyada kuş gözlem turizmi yapan şirket sayısı ise 127'ye ulaşırken, en büyük 6'sının verilerine göre de bir kuş gözlemcisi bu seyahatlerde ortalama 4 bin dolardan fazla harcıyor. Şimdi çıkarın hesap makinalarını…