9 Kasım 2010 Salı

Karlovy Vary

Parag’daki ikinci günümüzde günübirlik turumuzun hedefi Karlovy Vary. Prag'ın yaklaşık 125 km. batısında yer alan Karlovy Vary, şifalı termal sularıyla meşhur bir şehir. Yola çıktığımızda hava puslu, yolda yağmur başladı.



Yol boyunca sağlı sollu şerbetçiotu tarlalarından geçiyoruz.



Şerbetçiotu (Humulus lupulus), kendirgiller (Cannabaceae) familyasından Temmuz-Eylül ayları arasında yeşilimsi-beyaz renkli çiçekler açan, 2-5 m yüksekliğinde, sarılıcı gövdeli otus bir bitki. Bitkinin gövdeleri ince, tırmanıcı, sarılıcı ve üzeri sert tüylerle örtülüdür. Yol boyunca gördüklerimizin boyları 2 – 2.5 civarına yaklaşmış. Türkiye'de, Bilecik-Bursa havalisinde yetişiyor. Bira imalatında kullanılıyor. Birada şerbetçiotunun kullanılışının 500 senelik bir geçmişi vardır. Şerbetçiotu biranın çabuk bozulmamasını sağlarken aynı zamanda bir karakter unsuru olmuştur.
Yolumuza devam ederken güneş yüzünü gösterdi. İlk durağımız Krusdvice bira fabrikası. Çekler yılda kişi başına 260 litre bira tüketiyor. Burada ayak üstü biraların tadına bakıyoruz. Hepsi çok güzel ve yumuşak içimli. Acılık hissetmiyorsunuz.





Yola devam edip Karlovy Vary’ye varıyoruz. Avrupalı zenginlerin , sanatçıların güzellik ve sağlık merkezi , SPA ‘ları ile yüzyıllardır ün yapmış bir sosyete şehri burası. Bu özelliğini , topraklarından fışkıran termal sulara borçlu Karlovy Vary. Sağlık kürleri için , buraya gelen ünlüler arasında ; Atatürk , Dali , Rus Çarı Petro , Mozart gibi isimler sayılıyor. Şehrin ortasından geçen ve "sıcak" anlamına gelen Tepla Nehri'nin iki kenarındaki Art Nouveau tarzı binalar yine buradan aldığımız suluboya resimler gibi.









Şehrin girişinde Atatürk'ün 1918 yılında kaldığı Carlsbad Plaza var. (Şehre Carlsbad da deniyor. Karl'ın banyosu anlamında) Otelin girişinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Kemal Atatürk burada kalmıştır yazan bir levha da var. Muhtemeldirki Ulu önder Mustafa Kemal burayı unutmamış olacak ki Yalova termali Karlovy Vary'ye benzetmek için çabalamıştır.Şimdi Araplara satmaya çabalıyoruz...Mustafa Kemal'in Karlsbad anılarını okumak için; http://www.ataturkiye.com/karlsbad.html)





Biz gittiğimizde şehir hem turistlerce hem de 45. Karlovy Vary film festivali nedeni ile kalabalıktı.





Şehirde Colonnade denilen ve sularından içme imkanı bulunan 12 kaynak suyu var. Bu sular, porselenden yapılma ucu çaydanlığa benzeyen ve Lazenska pohar dedikleri değişik bir fincanla içiliyor. Turistlerin ellerinde o fincanlarla su içmeleri gelenek gibi olmuş. Tadı bana kötü geldi.



Onun yerine ben Çeklerin meşhur likörü Becherovka’yı tercih ediyorum. Becherovka, Jan Becher isimli doktor tarafından 1807 yılında ilk bu şehirde yapılmış. Birçok farklı baharat ve şifalı bitkiyi karıştırıp ağrıları dindirmek için ilaç yapmaya çalışan doktor, karışıma alkol ekleyince tadının çok güzel olduğunu görmüş. Ve sonrası tarçınımsı/karanfilimsi bir aroması olan bu muhteşem likör ortaya çıkmış. Şişeleyip satmaya başlamış ve o gün bugündür ülkede sevilen bir içki. Alkol oranı %38. Fazla yemek yenildiğinde bir shut içince hazmı da kolaylaştırıyormuş. Becherovka'nın ilk defa yapıldığı bu bina, şimdi müze olarak kullanılıyor. 50 ml.lik şişelerden litreliklere kadar pek çok boy, değişik likör bardakları vb. alınabilir.




Yukarıda bahsettiğim gibi şehir 45. Karlovy Vary Film Festivali için gelen konukları ağırlıyor. 21’inci James Bond filmi “Casino Royal”de Pupp “Hotel Splendide” olarak kullanılmış. Biz de kırmız halıda poz verip şehrin film festivali kapsamındaki etkinliklerine katıldık.










Festivalde büyük ödül İspanyol filmi The Mosquito Net / La mosquitera'nın oldu. Yönetmen Agustí Vila. Jüri özel ödülü Çek filmi Kooky / Kuky se vrací, yönetmen: Jan Svěrák. En iyi yönetmen; Rajko Grlić. En iyi aktrist; Anaïs Demoustier. En iyi aktör: Mateusz Kościukiewicz. Festival onur konuğu ve ödülü Jude Law.









Yemek için U Svejka'yı öneririm. Geyik eti, gulaş harika.





Hiç yorum yok: