Bu Blogda Ara

12 Kasım 2016 Cumartesi

8 GÜN 8 ÜLKE BALKANLAR TURU 4. Bölüm: HIRVATİSTAN Dubrovnik - Slano



Prva Banka şehrinden Hırvatistana giriyoruz. Saat 16:30. Denize paralel yoldan giderek saat 18.30 gibi Dubrovnik’e ulaşıyoruz.


Yerimizi Booking.com'dan yoldayken ayırttık "Stari Grad" yani Old Town’nın içinde iki oda. Şehre girip Old Town surlarına ulaşıyoruz ama arabayı park edecek yer yok. Bavullarla inip arkadaşımız arabaya park yeri aramaya koyuluyor. Dubrovnik surların içerisinde bir çok sokaktan oluşan kapalı bir kutu gibi...Otoparkın saati 6 Euro’ya yakın 1. ve 2. Bölgede. Biz bavullarla otelimizi aramak üzere esi şehrin bir kapısından girip adrese göre otelimizin yerini belirleyip önce yatay yürümeye çalışıp sonunda dik merdivenlerden iniyoruz. Vardığımızda süpriz; Hırvat ev sahibi yok. Telefonu açmıyor. Karşıdaki bardan yardım istedik 15 dakikaya geliyorum demiş 1 saat 45 dakika bekledik. Oda 75 Euro. Tatilimizdeki en pahallı oda. Bu arada arkadaşımız 2 saatliğine arabayı otopark görevlisine 10 euro vererek onun arabasının yerine koymuş. Ama risk almışız. Otopark fişleri arabanın ön göğüslüğünde olması lazım, saatine göre kontrol var.


Odamıza çıkıp duş ve dinlenmenin ardından 19:30 gibi kendimizi dışarı attık. Old town gerçekten çok güzel. "Stari Grad" Old town'da surların içinde sokaklarda kaybolmak, dar sokaklara girip çıkamamak çok keyifli. Her sokağın içinde sizi farklı bar, cafe veya restauranlar, değişik dükkanlar bekliyor. Dolaşıyor ve sonra akşam yemeği için şık bir mekan seçiyoruz. Yemek – fiyat – hizmet çok güzel. Yemek sonrası ana kapıdan (Pile Gate) girince büyük çeşmenin hemen sağında caz bar da içkilerimiz yudumladık, güzel bir müzik dinledik . 12'den sonra kredi kartı geçmiyor, çoğu yer de kapanıyor.


Sabah kalkıp ana giriş (Pile Gate) kapısınından girince sağ taraftaki fırından nefis çörekler alıp, yanına da çay da alıp deniz kenarına gidip banklarda kahvaltımızı ediyoruz. Bu arada bir manken adayı portfoliosu için çekime gidiyordu.


Kahvaltı sonrası sabah serinliğinden faydalanıp yürüyerek teleferiğin olduğu yere gidiyoruz.  Teleferik ile yukarı çıkınca ve şehri yukarıdan görünce daha net anlıyor insan şehrin genel yapısını. O yüzden teleferikle bir çıkıp Dubrovnik'e yukarıdan bakın derim.

 Dönüp surları gezip ana kapının (Pile Gate) girşinde sağda kafede soluklanıyoruz. Sonra öğle yemeği için Konoba Lokanda Peskarija'ya gidiyoruz. Denizin hemen yanında çok keyifli ve nefis deniz ürünlerini yiyoruz. Bu arada ben bir de surlardan denize giriyorum. Denize giren çok kişi var. Duşlar bedava. 



Gelelim tarihine; ortaçağ şehri Bizans döneminden kalma surlara sahip. Bizans'tan sonra Venedik, sonra da Osmanlı himayesine girmiş. Osmanlı zamanında Dubrovnik (o zamanki adıyla Ragusa) iç işlerinde özerk fakat Osmanlı'ya vergi verir durumdaymış. Osmanlı'dan sonra Yugaslavya'nın bir parçası oluyor Ragusa. Yugaslavya'dan ayrılırken bir sürü iç savaş şehrin tarihi görünümüne zarar veriyor, güzelim surlar yıkılıyor. Hırvatistan'ın kurulması ile surlar tadilata giriyor, 2005 yılında tamamlanıyor ve o zamandan beri Unesco koruması altında. Dubrovnik'te gezilecek yerler çok kısa ve net... Her şey Old Town'da.  Tabelalarda "Stari Grad" yazdığını da görebilirsiniz, yabancı gelmesin: Stari eski, grad ise şehir demek.

Etrafı surlar ile çevrili bu Old Town'un aslında 4 kapısı var ama 2 ana kapısı önemli:

 Pile Gate: Ana giriş kapısı gibi düşünülebilir. Karayolu ile old town'a geldiğinizde sizi Pile Gate'e bırakırlar. Taksiler, otobüsler hep buradan kalkıyor.



Ploce Gate: Buranın dışında da liman var. Tekne turları genelde bu bölümden kalkıyor. Pile ile Ploce Gate arasındaki ana cadde ise Stradun Caddesi. Bir ucundan öbür ucuna yürümek hiç de uzun sürmüyor. Dubrovnik'in bütün güzelliği Stradun Caddesi ve ara sokaklarında. Bu bölgede her şey eski ama bakımlı...

Stradun'u boydan boya en az 5-6 kere yürümek durumunda kalıyor insan. Ara sokaklara girilip çıkılır kaybolunur. Bu esnada göze çarpan yapılardan biri Onforio Çeşmesi. Suyu buz akıyor!
Sırtınızı Pile'ye döndüğünüzde solda kalan sokaklar merdivenli. Sağda kalanlar ise daha düz ayak, restoranların bol olduğu bölümler.

Ploce kapısının önünde tarihi saat kulesi, Sponza SarayıOrlando SütünuSt Blaise kilisesi ve Dominican Manastırı dikkat etmemiz gereken yapılar.

Dubrovnik'i çepeçevre saran surları gezmek de diğer önemli aktivite. Yine dizi ağrıyan, çok yürüyemeyen okuyucularımın dikkat etmesi gereken bir noktadayız... Surları gezmek 2 saati buluyor. Daha kısa da kesebilirsiniz turu, aralarda çıkış noktaları var. Dubrovnik şehir surları gezisi kişi başı 100 kuna, yani yaklaşık 13,5 Euro.

Surları gezerken çok sıcak olmayan sabah saatlerini veya akşamüstünü tercih edin. Akşamüstü 19.30 da kapandığı için sabah saatleri daha mantıklı. Teleferik ile şehre tepeden bakmak başka bir Dubrovnik aktivitesi. Özellikle gün batımı tercih edilmeliymiş. Biz sabah çıktık. 100 kuna. Teleferiğe ulaşım Boskoviceva Sokağına girip yüzlerce merdiven çıkmayı gerektiriyor.

 Lokrum adası... Lokrum kimsenin yaşamadığı, doğal hayatın hakim olduğu, üzerinde plajların ve botanik bahçesinin bulunduğu bir ada. Ploce kapısından Lokrum'a yarım saatte bir tekneler kalkıyor. Biz gitmedik.


Biz 1 gün de Dubronik’i bitirdik. Otopark’a 1 günde 77 Euro karşılığı kuna verdik.

Slano: 
 Biraz dinlenmek için daha sakin bir yer seçelim dedik. Yola çıkıp 35 km sonra Slano’da durduk. Dağların eteğinde küçük bir koyda sevimli bir yer. Ayrıntılı bilgi:




https://en.wikipedia.org/wiki/Slano

http://www.dubrovnik.in/slano/
Bir pansiyonu beğendik. Çatı arası denize sıfır 2 odaya 45 Euro vererek Dubrovnik maliyetimizi düzelttik.Hırvatistanın rivierasının içinde . 2 km plajları var. Küçüklü büyüklü. Bir tane büyük oteli var. Admiral.

Yıllar öncesinin Yeni Foça’sı gibi. Denize girdik, yürüdük ve en önemlisi dinlendik. Çok Rus, Alman ve Sırp turist var. Hepsi dinlenmede. Pansiyonlar çok. 3 tane restoran var. Deniz mahsulü ve pizza .Akşam pizza tercih ettik. Erken yatıp dinlendik. Sabah yine bir fırından börek çörek alıp çayla kahvaltımızı edip yola çıktık.

Hiç yorum yok: