Bu Blogda Ara

6 Haziran 2009 Cumartesi

Teşekkürler...



Değerli Kaf Sin Kaf Dostları,

16 Mart 2007 tarihinden başlayıp yaklaşık 26 aylık süre ile onur ve gurur ile yaptığım Karşıyaka Spor Kulübü yöneticiliğimi bayrağı devir aldığımız gibi devir ettik. Yaşadığım sürece hayatta taşıdığım en güzel, tekarlıyorum en onur duyduğum günlerdi. Yöneticiliğimizin ilk günlerinde Voleybol bayanlarda Fenerbahçe'yi 3-1 yendiğimiz maçı ve ardından kazandığımız Türkiye Voleybol Bayanlar ligi 3. lüğü kupasını Dalaman'da kaldırıken, arkasından Genç ve yıldız basketbolcularımızın Türkiye 1. ve 2. lik leri. Hele geçtiğimiz Banka Asya 1. liginde son dakikaya kadar yaşadığımız heyecan içerisininde Rize ve Ordu maçları, Her iki Bolu maçı ömrümüze ömür mü kattı, ömür mü götürdü bilimez ?

Bu süreçte mutlaka yanlışlarımız, eksiklerimiz ve yapamadıklarımız oldu. Gücümüz, aklımız bu kadarına yetti. Bu nedenle de öncelikle yapamadıklarımız için özür dilerim ve ne kadar hatamız oldu ise af olla. Ama iyi kötü bir tecrübe de kazandık. Hatalardan ders almaya çalıştık.

Bu nedenle siz değerli Kaf Sin Kaf dostlarıma tüm destek ve eleştirilerinize öncelikle teşekkür ederim.

Ayrıca bu süreçte birlikte çalıştığım başkan ve yönetim kurulu arkadaşlarıma, Onursal Başkanımız Sayın Selçuk Yaşar’a, Karşıyaka Belediye Başkanı Sayın Cevat Durak’a, İzmir BŞB Sayın Aziz Kocaoğlu’na, değerli camiamız büyüklerine, Karşıyaka Taraftarlar Derneği ve Çarşı grubu nezdinde bu güne kadar “hep destek, tam destek veren, bizlere inanan” benimde içinde bulunduğum taraftarımıza, mübarek Kaf Sin Kaf formasını terleri ile ıslatan tüm sporcularımıza, teknik adamlarımıza, fedakârca çalışan kulüp personelimize, değerli basın mensuplarına ve son olarak da bu süreçte her koşulda bana destek olan ve onlardan Karşıyakam için çaldığım zamanlar için gösterdikleri anlayış için eşim ve oğluma içtenlikle tekrar tekrar teşekkür ederim.

Belirtiğim 26 aylık süreçte görevim gereği bazı bildiklerimi buradan paylaşamadım. Bazen genel, bazen özelden cevaplar vermeye çalıştım. Artık geldiğimiz yere döndük, tribünde istediğimiz gibi bağırıp çağıracağız.

Bu vesile ile sizlere bazı saptamalarda da bulunmak istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Sevgili Ziyanur Hasbay değerli Bilim insanı Bilge Umar'ın Karşıyaka adının nereden geldiğine dair bir yazısını paylaşmıştır. Karşıyaka adı öyle "Coeur de Lion" dan falan gelmediğini değerli Bilim İnsanı Bilge Umar ortaya koymuş. Aslan Yürekli Rişar Haçlı seferlerinde İzmir'e dahi uğramamış. Karşıyaka tarihi 1850 lerden başlıyor. yaklaşık 50 - 60 yıl sonra bir milat var. 1912. 1912 yılı bir milattır. Kadızade Zühtü Işıl, Süreyya İplikçi, Refik Civelek, Osman Nuri, Örnekköylü Hüseyin ve arkadaşları Kaf Sin KAf'ı kurarken milli tepkilerini ortaya koyuyorlardı, Kurtuluş savaşı sonrası da Kemalist devrimlerin bekçisi olmuş ve olmaya devam etmektedir. Ancak ben sizi biraz daha önceye götürmek istiyorum.

Fransız Devrimi.

14 Temmuz 1789 günü Paris'teki Bastille zindanı, ayaklanan Paris’liler tarafından ele geçirildi,14 Temmuz dönemeci ile belirlenen Fransız Devrimi, uzun yıllar boyunca tüm insanlık için özgürlük, eşitlik ve kardeşliğin yani demokrasinin başlangıcı oldu. Pek çok devrimin gelişme evreleri Fransız Devrimi'nin evreleriyle kıyaslanarak ele alındı; bu devrimin figürleri örnek alındı. Karşıyaka’mızın da 1912 de kuruluş felsefesi İzmir’de değil Türkiye’de bir devrimdi. Ancak 14 Temmuz 1789 da yapılan devrimin ardından Fransa hemen düzlüğe çıkamadı.

Önce kurucu meclis süreci, sonra anayasa meclisi, hemen ardından ulusal meclis ve cumhuriyet dönemi çalkantılarla geçti. Bu dönemde bütün Avrupa, Fransa’ya karşı birleşti ve müttefik orduları Fransa’yı işgal etti. Bu sırada Montenyar partisi iktidara sahip oldu, şiddet ve korku ile herkesi sindirdi. Müttefikleri ülke sınırlarının dışına püskürttü. İşte bu sırada ihtilalin liderlerinden Robespierre; Danton gibi ihtilalin ruhu ve kalbi olan kıymetli arkadaşını ve diğer devrimci kadroyu diktatörlük hırsıyla vatan haini diye giyotine yollayarak öldürttü. Artık ihtilal Danton’un dediği gibi “devrim kendi öz evlatlarını yemeye başlamıştı”. Danton’un yargılanması ve bundan sonraki tarihsel süreci (Robespierrin’de hayatını aynı şekilde üç ay sonra giyotinde sonlandığını hatırlatarak) sizlerin bilgilerine bırakarak sözlerime son vermek istiyorum.

Hatırlatmak isterim ki ikibuçuk yıllık sürede en çok eksikliğini çektiğim yıllarca bu kulüpte yöneticilik yapmış olan ağabeylerimin, kardeşlerimin tecrübelerinden yeterince yararlanamamak olmuştur. Karşıyaka Spor Kulübü 97. yılında her günden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. Kişisel kırgınlık, kızgınlıklar ve alınganlıklar Karşıyaka’mıza zarar vermektedir. Kişilere kırılabiliriz ama hiç birimiz Kaf Sin Kaf’a kırılamayız, ondan uzaklaşamayız.

Karşıyakalı’nın da tabiî ki liderinden beklentisi olacaktır. Bu liderin bizleri ortak hedeflere, şampiyonluklara yöneltmesini, hedefler benimsetmesini; yönetim, sporcu, teknik heyet, taraftar ve camia arasında köprüyü oluşturmasını, dağınık güçleri bir araya toplayıp sinerji yaratmasını beklemektedir.

O zaman bu günden itibaren maddi ve manevi desteğimizi Karşıyaka’mızdan esirgemeyelim. Karşıyaka’mızın evlatları yenmesin. Unutmayalım ki başka Kaf Sin Kaf yok.

En içten sevgi ve saygılarımla…



Cem Karagözlü

Hiç yorum yok: