Bu Blogda Ara

2 Ocak 2011 Pazar

Bir Dünya Kültür Mirası Cesky Krumlov

Yoğun geçen dönem nedeni ile yazın yaptığımız küçük orta Avrupa turumuzda gezdiğimiz Cesky Krumlov'u paylaşamamıştım. Prag'dan Salzburg'a giderken yol üzerinde gezdiğimiz bu şehir Dünya Kültür Mirası listesinde . Kentin iki yakasını birleştiren ahşap Berberin Köprüsü’nü (Lazebnický most) geçip şatoya giden merdivenlerini tırmanmaya başladık. Krumlov Şatosu, Prag Kalesi’nden sonra Çek Cumhuriyeti’ndeki ikinci büyük şato. Ahşap köprüyü geçip şehre girdiğinizde gerçekten bir orta çağ Avrupasında bir kente girmiş oluyorsunuz.





Vltava Nehri’nin kıvrılarak şehir ortasında bir yarımadacık yarattığı yerde, ahşap köprüden geçip nehir kenarındaki sevimli sıra sıra evlere hediyelik dükkanlarına, kafelere bakarak yürümeye başladık.



St.Vitus Kilisesi şehirde dikkat çeken iki önemli yapıdan biri. 13.yy’da yapılmış olan Cesky Krumlov Kalesi ise, Orta Avrupa’nın en büyük kale komplekslerinden biri. St. Vitus Kilisesi (Kostel Sv. Víta) 15. yüzyıla tarihlenen Gotik kilise, aynı yüzyıldan kalma freskleriyle dikkat çekiyor. Dar sokaklardan yokuş aşağı inerek eski belediye binasının ve 1716’da dikilen Marian Veba Sütunu’nun (Mariánský sloupek) bulunduğu Eski şehir meydanı Náměstí Svornosti’yi gezdik. Meydana açılan sokaklarda ve meydanda cephesi sgraffitolarla, stukolarla ve duvar resimleriyle süslenmiş binalar vardı.






Český Krumlov’daki ilk yerleşimler Neolitik döneme kadar gidiyor. Ama tarihte adının geçmesi 1200’lerin ortalarını buluyor. 1300’lerin başından 1620’lere kadar şehri Rožmberk Ailesi yönetiyor. 18. yüzyılın ilk yarısında Schwarzenberg Ailesi kontrolü ele geçiriyor. Bu dönemde kentin görünümüne barok mimari hakim oluyor. 20. yüzyılın başında şehir biraz gözden düşüyor. 1963 yılında kent koruma altına alınıyor ve 1992’de UNESCO Dünya Mirası’na dahil oluyor.









Şehrin girişindeki tahta köprünün sağında kano ile nehirde rafting yapanlar.



Şehirde bir de mumya müzesi var. Vaktiniz varsa gezebilirsiniz.



Hiç yorum yok: