Bu Blogda Ara

10 Mart 2012 Cumartesi

KARŞIYAKA İSTASYONU MÜZE OLACAK MI?

(Karşıyaka Life 2012 Şubat sayısında yayınlandı)
İskele tarafından Karşıyaka çarşısından yürüdüğünüzde Kemalpaşa Caddesi, Karşıyaka İstasyonunda son bulur. İstasyon, yaklaşık 4-5 yıllık suskunluk ve inşaat halinden sonra değişmiş çehresi ile eski yoğunluğuna ulaştı. Karşıyaka istasyonu biz Karşıyakalıların hafızlarında az veya çok anı barındırır. Benim küçüklüğümde Bandırma üzerinden İstanbul seyahatleri, babamla Basmane’ye gidişlerimiz, ailecek akşamları gidip çay bahçesinde oturmamız. Fıskiyeli havuzu, üniversite öğrenciliğimin ilk yıllarında Ege Üniversitesi Bornova kampusuna yolculuk. Altmışlı yıllarda annemin Çınarlı Yeni İzmir ilkokuluna gidişinde, doksanlı yıllarda eşimin bir süre Manisa Celal Bayar Üniversitesi Muradiye kampusuna gidişinde kullandıkları en güvenli ulaşım aracıydı.
Evet her tren hareket ettiği istasyon peronlarından yavaşça ayrılırken her yolcu veya her uğurlayan insanda sevinç ve hüzünler bir arada yaşanır. Bu yaşananlar nostaljik anın başlangıcına ve sonuna imza olmaktadır. Kavuşmalar, vedalara yan yana karelerde yaşanır. Birileri gider, birileri gelir. Birden kalabalıklaşır, birden tenhalaşır istasyonlar. Hayatın zıtlıklarını içinde barındırır.
Yıllar boyu İstanbul, Ankara ve diğer şehirlerde istasyonlar insanların umudu olmuştur. Bu istasyonlarda zaman durmuş gibi çok az değişiklikler olmuştur. İşte değişmeyen çehreleri özellikle ağaçlık mekânları ile küçük büyük her yerleşim yerinin bir özel köşesi haline gelmiştir istasyonlar. Devlet demiryolları yıllar boyu istasyon ağaçlandırmalarına önem vermiştir. Hatta asli işleri olamamasına rağmen özel fidanlıklar kurmuştur. Şimdi hemen hemen her ilde demiryolları modernleşmeye giderken bu istasyonlarımız da ciddi değişimlere uğramaktadır. Bundan Karşıyaka istasyonu da nasibini almıştır. Şimdi yeraltına girdi. Eski Karşıyaka İstasyonunu Karşıyakalılar, Karşıyaka Müzesi olarak görmek istiyor. Bunu da her türlü platformda dile getiriyorlar. Karşıyaka istasyonu ile ilgili bilgileri rahmetli Belediye Başkanımız Ahmet Priştina’nın İzmir Kent kültürüne kitaplarla büyük hizmetinin dokunduğu yıllarda sevgili Nedim Atilla’nın yazdığı “İzmir Demiryolları” kitabından öğreniyoruz. Dünyada 1825 yılında İngiltere’de başlayan demiryolu ulaşımının ülkemize girişi oldukça çabuk olmuştur. Anadolu'daki ilk demiryolu hattı 23 Eylül 1856 yılında 130 km’lik İzmir- Aydın hattının bir İngiliz firmasının ilk kazmayı vurmasıyla başlar. İmtiyaz, İzmir Valisi Mustafa Paşa zamanında, 1857 yılında “İzmir'den Aydın'a Osmanlı Demiryolu” kumpanyasına devredilmiştir. Böylece Anadolu topraklarındaki ilk demiryolu hattı olan 130 km’lik bu hat 10 yıl süren bir çalışmayla 1866 yılında Sultan Abdülaziz zamanında tamamlandı. Daha sonra imtiyaz verilen başka bir İngiliz şirketi de İzmir-Turgutlu-Afyon hattı ile Manisa-Bandırma hattının 98 km'lik kısmını 1865 yılında tamamlar. İşte Karşıyaka istasyonu da bu hat üzerinde yapılmıştır.
4 Temmuz 1863 yılında İzmir – Kasaba hattının imtiyazını alan İngiliz Edward Price Gediz havzasının ürünlerini toplayıp İzmir limanına getirecek bir hat yapımına başladı. Osmanlı’ya yüzde 5 kar payı verildi. Bu hattın bir amacı da kentin iki banliyösü olan Bornova ve Karşıyaka’yı da şehre bağlayacaktı. Hat şehrin merkezinin sınırındaki Basmane’den başlayacaktı. Bugünkü Hilal’de Aydın hattı ile haç yaparak iki demir yolu kesişerek yollarına devam ediyordu. O yıllarda bu yere “istavroz” adı verilmişti. Cumhuriyet sonrası adı “Hilal” olarak değiştirildi. Karşıyaka (Kordelya) istasyonu Bornova ile aynı gün 20 Temmuz 1965 tarihinde hizmete girdi. İlk zamanlarda Manisa postası Karşıyaka’ya uğrarken görülen büyük ilgi üzerine Basmane – Karşıyaka treni çalışmaya başladı. Bu konuda şirket Bab-ı Ali’den özel bir “irade” de almıştır. Şirket Karşıyaka istasyonundan sonra “Yalı” istasyonunu da açmıştır. Daha sonra bugünkü Nergiz (o zamanki adı ile Hacıhüseyinler) ve Çiğli istasyonları devreye girdi. Bu hattın devreye girmesi ile özellikle Basmane çevresindeki tekstil fabrikalarında ve incir işletmelerinde çalışan işçiler treni yoğun olarak kullanmaya başladılar. 1889 yılında Basmane – Karşıyaka hattında yolculardan biri trenden düşerek ölür. Osmanlı Nafta İdaresi yeterli güvenlik önlemleri olmadığı için banliyö trenlerini yasakladı. Bu yasak kararı o dönem büyük tepkiler aldı. Hat iki yıl sonra 1891’de yeniden açıldı. Karşıyaka hattının demiryolları tarihinde bazı önemli ilkleri vardı. Demiryolları tarihinde ilk kez kombine taşımacılık Karşıyaka’da gerçekleşti. Banliyö trenle, atlı tramvaylarda kombine bilet uygulaması 21 Ağustos 1903 tarihinde başladı. Tek biletle Konak’dan tramvayla Basmane’ye, trenle Karşıyaka’ya oradan yine tramvay ile Soğukkuyu ve Osmanzade (Aksoy) üzerinden Papaz’a (Bostanlı)’ya gidilirdi. Yine banliyö trenlerinde ilk mevki uygulaması Karşıyaka trenlerinde başladı. 1984 yılında vagonlar üzerinde edna (adi), evsat (orta), ala (çok iyi) yazardı. Sonraki yıllarda Vali Hasan Fehmi Paşa bu yazıları kaldırarak birinci, ikinci ve üçüncü yazdırdı. Lüks vagonlar elektrikle aydınlatılıyordu. Ayrıca ilk talebe bileti de Karşıyaka hattında uygulandı. Kasaba hattı çalışanları 1911’de ücret yetersizliği karşısında greve gittiler. Bazı sosyal haklarla birlikte yüzde 20 – 30 zam aldılar. Kurtuluş savaşının sonu Mudanya mütarekesi ile İzmir – Aydın demiryolu 1 Kasım 1922’de İngilizlere, İzmir – Kasaba hattı 15 Aralık 1922’de Fransızlara devredildi. 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan anlaşması ile İzmir demiryolları hariç Türkiye’deki tüm hatlar gerçek sahiplerine yani Türklere geçti. İzmir – Kasaba hattını 31 Mayıs 1934’de millileştirdiler. 30 Mayıs 193 tarihinde de Aydın demiryolu millileşti. Karşıyaka İstasyonu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında da önemli bir yer almaktadır. Atatürk geçtiğimiz ay vefatının 89. yılında andığımız Zübeyde annemizin vefat haberini bir tren seyahatinde almıştır. Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal'in özel treni Eskişehir'e doğru gidiyor. Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal'in ve bir türlü uyku tutturamıyor. Şifreli telgraf ile Zübeyde annenin vefat haberi gelmiştir. Ancak bir türlü haber verilemiyordu. O sırada içeriden Mustafa Kemal seslenir. Çavuş kompartıman kapısını açıp selam durur: “Emret Paşam”'. Mustafa Kemal yatağa oturmuş sorar “Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”. “Uyku tutturamadım da Paşam” der Ali Çavuş. “Annemden bir haber var mı?”, “Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.” “Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.” Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor: “Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.” Mustafa Kemal usul usul anlatıyor. “Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..” derken.. Mustafa Kemal emri verdi: “Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!” Ali Çavuş kompartımandan çıkıp telgrafı alıp paşaya getirdi. “Millet sağ olsun.” Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı. “Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama Anavatan kurtuldu. Bununla da teselli bulurum. Benim için ikisi bir.” Atatürk gezisini kesmedi. Yaklaşık 12-13 gün çeşitli yerleri dolaşan ve programına uygun olarak devlet işlerini takip eden Mustafa Kemal Paşa, 27 Ocak 1923 günü trenle Manisa üzerinden Karşıyaka İstasyonu'na geldi, buradan annesinin kabrine geçti. Karşıyakalılar işte bu hatıraları olan Karşıyaka istasyonunu Karşıyaka Müzesi olarak görmek istiyorlar. Karşıyaka Belediyesi, Karşıyaka Spor Kulübü yönetimi bu konuda girişimlerde bulundu. Şimdi söz Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD Genel Müdürlüğünde. Karşıyaka İstasyon binalarında yapılacak bir müze, Zübeyde Hanım kabri ve Latife Hanım Anıevi ile çok güzel bir tarihi bütünlük oluşturacaktır. Karşıyakalılar çıkacak olumlu haberi sabırsızlıkla bekliyor.

1 yorum:

ozgrkdn dedi ki...

Krşyk istasyonu müze olsun olmasın ;sorun asıl tüm yurtta bir zamanlar Fransızların gri örme taşla yaptığı geleneksel istasyon figürünü sıvayla,boyayla yok edenlerin hiçbir sorguyla karşılaşmadan görevlerine(!) devam etmeleri:(