Bu Blogda Ara

14 Ekim 2010 Perşembe

Yiğt Akın'dan "KSK Mazisi" - Spor Alemi Dergisi Ekim 1926 -

Değerli Dostum Tarihçi Dr. Yiğit Akın askerden döndü ve bıraktığı yerden çalışmalarına başladı. Karşıyaka Spor Kulübü hakkında kuruluş tarihlerinde yapılan Osmanlıca gazete arşivlerini tarıyor. Bu taramalarından ilki www.kafsinkaf.org sitesinde yayınlandı. İncelediği dergi Spor Alemi Sekizinci Sene, Birinci sayı, tarihsiz [Teşrinievvel/Ekim 1926], Sayfa. 4. Bende izinleriyle kendi blogumda paylaşmak istedim. ABD'de tarih doktorasını yapan Sevgili Yiğit, hem bilimsellik, hem araştırmacılık hem de bilimsel şüpheciliği ile şöyle diyor;

Sevgili dostlar,

Karşıyaka’mızın erken dönem tarihi üzerine çalışmalarımı –yavaş da olsa- sürdürürken hoş bir sürprizle karşılaştım ve sizlerle paylaşmak istedim. Bu sürpriz KSK ile ilgili olarak, Spor Alemi dergisinin Teşrinievvel [Ekim] 1926 tarihli nüshasında yayımlanmış Cemal Ahmed imzalı “İzmir Şampiyonu Karşıyaka Külübünün Mazisi” başlıklı yazı. Yazının sahibi olan Cemal Ahmed bey Bankacı Cemal Ahmed Umar olup Kaf Kaf Kaf Sin Sin Sin... tezahüratımızın da yaratıcısı olarak bilinmektedir.

Yazıyı Osmanlıca’dan çevirdim ve bazı eski kelimelerin bugünkü karşılıklarını köşeli parantez içinde verdim. Yazıda dikkatimi çeken, tarihimiz açısından önemli olduğunu düşündüğüm bir kaç noktayı da sizlerle paylaşmak isterim:

1. İlk nokta kuruluş tarihimiz ile ilgili. Bilindiği gibi biz kuruluşumuzu 1 Kasım 1912 olarak kabul ediyoruz ve her yıl 1 Kasım günü kulübümüzün doğum gününü kutluyoruz. Oysa bu yazıda kuruluş tarihimizi Cemal Ahmed Bey 12 Eylül 1328 [25 Eylül 1912] olarak veriyor ve bunu da çekilişine şahit olduğu, kulüpte bulunan bir resimden hatırladığını söylüyor. Eğer bu tarihte bir yanlışlık yoksa kuruluş tarihimiz bir-bir buçuk ay kadar daha erkendir. Fakat bu noktanın tam anlamıyla sağlamasını yapmak için bahsettiği resmi görmemiz gerekir. Ya da bir başka olasılık, Eylül ayında karar alınmış olmasına rağmen kulübün resmi olarak kuruluşunun 1 Kasım 1912 tarihine denk gelmiş olmasıdır.

2. İkinci önemli nokta bana kalırsa Cemal Ahmed Bey’in İzmir’de o dönem mevcut kulüpler arasındaki dengeye yaptığı vurgudur. Burada açıkça görüldüğü gibi Rum takımları İzmir futbolunu o dönem domine eden, kuvvetli takımlardır. Bu kulüplerin tarihçelerinde ya da -mevcutsa- arşivlerinde KSK ile bilgi/belge bulunması kuvvetle muhtemeldir.

3. Bir üçüncü nokta Karşıyakalıların takımlarından ayrı kalmaya tahammüllerinin olmayışı. Mütareke’den hemen sonra ve diğer kulüplerin hepsinden önce KSKliler hemen biraraya geliyor ve kulüplerini ihya ediyorlar. Ve yine Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, fakat bu sefer “Gençler Birliği” adı altında kulüplerini canlandırıyorlar. Bu isim değişikliği süreci ilginç ve daha çok araştırılmaya muhtaç.

4. Son olarak dikkat çekmek istediğim nokta, Cemal Ahmed Bey’in futbol dışı sporlara yaptığı vurgu. Bugün hepimizin gurur duyduğu gibi o da KSK’nin futbol dışı branşlarına gönderme yapıyor ve tenis ve denizcilikten bahsediyor. Bu şubelerimizin bu kadar erken kurulmuş olması bana kalırsa bizler için başlı başına birer gurur kaynağı. Son cümlesinde kulübün tarihine ve İzmir’den ayrılığına yaptığı vurgu ise bizi biz yapan unsurlara Karşıyakalıların o dönem de tutkuyla bağlı olduklarını gösteriyor.

Bu kadar laftan sonra şimdi sizleri yazıyla baş başa bırakmak istiyorum. Keyifli okumalar...
Yiğit Akın

İzmir Şampiyonu Karşıyaka Kulübünün Mazisi

Futbola heves ediyorsanız, hiç kale arkasında topun gelmesini bekleyip kaleciye attığınız var mı?

Günün birinde “Karşıyaka Kulübü nasıl teesüs etti [kuruldu]?” diye bir sual karşısında bulunacağımı düşünse idim ve bu suale de benim cevap vermekliğim lazım olduğunu bilseydim kulübü ilk defa tesis edenlerden [kuranlardan] küçük yaşımda malumat toplamaya çalışırdım.

Fakat o zamanlar ne ben buna ihtimal vermiş ve ne de müessisler [kurucular] bunu düşünebilmişlerdi. İzmir’in eski sporcularıyla Karşıyakalıların pekala hatırlayacakları üzere Karşıyaka’da “Omiro Tarlası” denilen o zamanın asri [modern] stadyumunun topraklarında henüz yeni alınan ayakkabılarını topa ve topla beraber toprağa vurarak burnunu beyaz bir nesne şekline getiren futbol meraklılarının akşam eve dönünce işittikleri ağır sözler bile buranın Cuma günleri kalabalık bir meraklı kitlesi toplamasına mani olamazdı.

İşte biz o zamanın kale arkası futbolcularındanız. Görüyorsunuz ki mazimiz ne kadar şereflidir. Kale arkasında büyüklerin top atmasını bekleyip yumrukla topa vurmaya pek meraklı olan kaleciye topu atmak, bizim için pek zevkli idi. Bazen topa verdiğimiz yanlış falso neticesi top kaleciye gitmezse arkamıza yerden alma küçük bir taş da yerdik.

İşte bu bizim gibi kale arkası futbolcularına taş atan ve bize kale direği taşıtan futbolcular ‘328 [1912] senesi Eylül’ünün on ikisinde “Karşıyaka Kulübü” diye bir spor kulübü yaptılar. Bunu elan [şu anda] kulüpte mevcut bir fotoğraftan hatırlıyorum. Çünkü o fotoğraf alınırken daima bizim de fotoğrafımızın çıkması için kenarlara sokulmaya çalışıp aynı tarzda bir taş yemiştim.

Mezkur [bahsedilen] tarihte teşekkül eden [kurulan] Karşıyaka Kulübü, İzmir’de rakipsiz olduğu için beynelmilel [uluslararası/karma] gibi bir manzara arz ediyordu. İzmirliler Cuma günü bizimkiler ile birlikte egzersiz yapmak için Karşıyaka’ya gelirler ve akşama kadar zedelenip bir kaç defa yamalanan topun arkasından bizleri koştururlardı.
Bu beynelmilel vaziyet ‘330 [1914] senesine kadar devam etti. ‘330’da İzmir’de Altay İdman Yurdu teşekkül edince [kurulunca] Karşıyakalılara bir rakip olması dolayısıyla Altay’ı düşünmeye başlamıştık. Altay’ın siyah-beyaz, Karşıyaka’nın kırmızı-yeşil forması kâh Karşıyaka’da ve kâh ismi bilahare Talebe Çayırı olan Kârhane Çayırı’nda görünmeye başladı. Bunlar bir sene faaliyetten sonra kendilerine İttihat ve Terakki Mektebi ve Sultani’nin iki kuvvetli takımı da iltihak etti [katıldı]. Şimdi mevcud dört kulüp bittabi azami faaliyet ibraz ediyorlardı [doğal olarak en üst düzeyde faaliyet gösteriyorlardı]. Maahaza [bununla birlikte] bunların dördü için de zamanın meşhur ve eski Rum kulüpleri olan Paniyonoi(1) ve Apollon’a(2) rekabet edebilmeleri mümkün değildi.

‘332 [1916] senesi nihayetlerinde [sonlarında] askerlik futbol oynayanlara da sirayet edince [gelince] ortada ne Sultani ne İttihad ve Terakki ve ne de Karşıyaka ve Altay kaldı. Hepsinin o kuvvetlice takımları dağıldı. Geride kalanlar sistemi bozmamak ve mevcudiyeti idame etmek [varlığı devam ettirmek] için pek ziyade uğraştılarsa da tecrübesiz bir takım gençlerin kulüpleri yaşatamayacakları tabii idi. Bu hal iki sene yani mütarekeye kadar devam etti.

Mütareke olur olmaz Karşıyaka tekrar toplanmaya ve teşkilat yapmaya başladı. O zaman İzmir’de Altay’ın yerine de İdman Yurdu isminde bir kulüp teşekkül etmişti [kurulmuştu]. Gerek Karşıyaka’nın ve gerek İdman Yurdu’nun faaliyetleri de meşum [uğursuz] işgale kadar devam etti. Ve bu o zaman fasıla içinde –münferiden çalışan bir kaç oyuncu müstesna- hemen hemen inkıtaa uğradı [kesintiye uğradı].

İstirdaddan [İzmir’in geri alınmasından] sonra İzmir’de ilk defa ihya edilen [canlandırılan] kulüp yine Karşıyaka’dır. 1 Teşrinievvel 338’de [1 Ekim 1922’de] toplanan elli sekiz genç Karşıyaka’nın “Gençler Birliği” namı altında ihyasını taht-ı karara aldılar [adı altında canlandırılmasını karar altına aldılar]. Ve faaliyet başladı. Her yerde olduğu gibi evvela işe futboldan başlanıldı. İlk varidat yekününden mühim bir kısmı[nı] futbol levazımatına terk ederek [ilk gelir toplamından önemli bir kısmını futbol malzemelerine ayırarak] limandaki Fransız torpidosuyla birinci maç yapıldı. Bu maçı müteakib “Paniyoniyoi” kulübünün terk ettiği şimdiki Alsancak Stadyumu’nda futbol faaliyetini kuran eski Altaylılar da toplanıp Altay’ı ihya etmeye [canlandırmaya] karar verdiler. Vaziyet yine az çok Karşıyaka-Altay rekabetiyle teferrüd ediyordu [ayrılıyordu/sivriliyordu]. İzmir’de şimdi her halde adedi haddinden fazla olan kulüpler son iki sene zarfında teşekkül etti [kuruldu]. İstirdaddan [şehrin geri alınmasından] sonraki faaliyet bittabi muntazaman [doğal olarak düzenli bir şekilde] herkesce takip edildiği için bunları uzun uzadıya -kulübe ait bile olsa- yine teşrihe hacet yoktur [açıklamaya gerek yoktur]. Yalnız İzmir’de elan [şu an] rakipsiz bulunduğumuz tenis şubesini ‘339’da [1923] ve denizciliği ‘340’da [1924] teşkil ettik. Teniscilerimizin adedi her sene tezayüd etmekte [artmakta] ve ecnebilerle yaptıkları temaslarda iyi neticeler almaktadırlar. Denizcilerimiz geçen sene körfez dahilinde bir çok faideli [yararlı] seyahatler yapmıştır. Her yerde olduğu gibi bizde de geridir.(3) Bunu ihmal etmeyi tecviz etmiyoruz [onaylamıyoruz]. Fakat hummalı bir faaliyette bulunduğumuzu da söyleyemem. Muhitin İzmir’den ayrılığı, kulübün tarihi ve İzmir’de ilk defa teşekkül etmiş bulunması bize ayrı bir hususiyet bahş etmektedir [özellik kazandırmaktadır].

1-Bugün Panionios GSS olarak bilinen spor kulübü. Kulüp 1890’da İzmir’de kurulduysa da futbol takımı 1895’te oluşturuldu. 1922’de Yunan işgalinin sona ermesi üzerine Atina’ya taşındı. Bugün Atina’nın Nea Smyrni (Yeni İzmir) adlı semtinde faaliyet göstermektedir. Renkleri mavi-kırmızıdır.
2-Bugün Apollon Smyrnis olarak bilinen spor kulübü. Panionios gibi 1890’da İzmir’de kuruldu. 1922’de Yunan işgalinin sona ermesi üzerine Atina’ya taşındı. Renkleri mavi-beyazdır.
3-Metinde bu cümleden önce bir satırın eksik olduğu anlaşılıyor. Biz de okurken maalesef neyin geri olduğunu öğrenemiyoruz.

İmza: Cemal Ahmed

Sol Alt resim altı: Karşıyaka’nın şampiyon çıkan takımı
Sağ Üst resim altı: Karşıyaka Kulübü yokluk içinde teşekkül etmişti.




Kaynak: Spor Alemi Sekizinci Sene, Birinci sayı, tarihsiz [Teşrinievvel/Ekim 1926], Sayfa. 4.

Osmanlıca’dan çeviren: Yiğit Akın

Hiç yorum yok: