Bu Blogda Ara

5 Şubat 2012 Pazar

VACANZE ROMANE*

ROMA'YA GİDİŞ, ÖNERİLER, ROTA 1:TARİHİ ROMA

Sinamaya ilgisi olanlar bilir; Roma Tatili (Vacanze Romane=Roman Holiday) 1953 ABD yapımı romantik komedi filmidir. Benzeri hemen Türkiye'de çekilmiştir (İstanbul Tatili; Filiz Akın & Kartal Tibet). Filmin Kasım 1954 tarihinde İstanbul'da Lale, Ar ve Elhamra sinemalarında aynı anda gösterilmiş ve haftalarca vizyonda kalmıştı. Büyük ses getirmişti. Senaryosunu Dalton Trumbo'nun Ian McLellan Hunter ve John Dighton'la birlikte yazdıkları filmin yapımcısı ve yönetmeni William Wyler'dır. Başlıca rollerinde Gregory Peck, Audrey Hepburn ve Eddie Albert oynamışlardır. Filmde Avrupa'nın kraliyet ailelerinden birine mensup bir prensesin diplomatik Roma ziyareti sırasında resmi protokollerden sıkılarak gizlice elçilik binasından kaçması ve sıradan bir genç kız görünümünde sokaklarda dolaşırken Amerikalı bir gazete muhabiri ile tanışmaları, şehri gezerlerken birbirlerine aşık olmaları anlatılmaktadır.


*Roma Tatili = Roman Holiday

Film tam 10 dalda aday gösterildiği Akademi Ödüllerinden üçünü kazanmıştır. Belçika asıllı aktris Audrey Hepburn'ün En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandığı bu film aynı zamanda onun bir star haline gelerek dünya çapında tanınmasını da sağlamıştı. Film ayrıca En İyi Senaryo Akademi Ödülü ile En İyi Kostüm Tasarımı Akademi Ödülü'nü de almıştı. Dalton Trumbo Holywood'un sansürlenen yönetmenlerindendi. Filmin fragmanında adı geçmezdi. Oscar da verilmedi. Öldükten sonra Oscar ödülü 2003 yılında eşine verildi. Filmin DVD kopyalarında artık adı geçiyor.

Görmek istediğim dünya kentlerden birisi olan Roma’ya biraz maceralı (uçağı kaçırdık) yolculukla ulaştık. Roma dediğim gibi bir çok filme konu ve plato olmuş bir kent. Tarihte önemli olaylara tanıklık etmiş bir kent.

Roma’nın simgesinde ve çeşitli yerlerde karşınıza S.P.Q.R. karşınıza çıkar bu Latince Senatus Populus Que Romanus’un kısaltması.Latince olan bu söz, Senato ve Roma Halkı anlamına geliyor. Bugün hala Roma’da şehrin birçok yerinde bu kısaltmaya rastlamak mümkün. Bir de gençler arasında “Sono Pazzi Questi Romani” diye de söyleniyor. “Bu Romalılar deli”.


(Magnetlerde)


(Musei Capitollini'de orjinal yazı)

Roma konusunda bir çok seyahat blog’unda öneriler bulabilirsiniz. Ben kısaca bazı ip uçlarını paylaşayım.

1) Roma’ya turla gitmeseniz de olur. Havaalanından Roma’nın merkezine taksi ile 40 Euro’ya trenle kişi başı 15 Euro ya gelebilirisiniz. Güvenli otel sitelerinden Termini bölgesinde kesenize göre bir de otel buldunuzmu rahatsınız. Havaalanındaki veya Termini istasyonundaki turizm information bürolarından bir “Roma Pass” alın. Bu bilet üç günlük, isterseniz aktivasyon kodunu kullanarak uzatabiliyorsunuz. Roma Pass ile metro ve otobüslerde sınırsız kullanıyorsunuz. Esas önemlisi 2 müzeyi de ücretsiz geziyorsunuz. İçinden ayrıca bir Roma haritası, çeşitli bilgilerin bulunduğu kitapçık, metro haritası çıkıyor.

2) Roma Pass ile Roma’da iki müzeyi ücretsiz gezdiğiniz gibi kuyruğa girmeden içeri giriyorsunuz. Bu da önemli bir avantaj, hele yüksek sezonda gitmişseniz. Bu iki tercih için önerim şöyle; Birincisi Colosseum. Dehşet kuyruk oluyor. O kuyruğun yanında boş Roma Pass girişi var otoyolda OGS gibi geçiyorsunuz. Buradan sonra Palationo ve Roma Formunu’da ücretisiz gezersiniz. İkinci hakkınızı Roma ulusal müzesinde kullanın. Dışarıdan küçük bir bina gibi görülürken içerisi kat kat. Tüm heykellerin orijinalleri burada şehirdekiler imitasyon.

3) Gelelim Romadaki tur güzergahlarına.

BİRİNCİSİ ANTİK ROMA TURU:
Terminiden metro (mavi hat)ile Colosseum durağında inince karşınıza Colosseum çıkıyor. Burada girşte Roma Passinizi kullanıyorsunuz unutmayın.


(Tarihten kaçan bir Romalı günümüzde karşıdan karşıya geçiyor, turistlerle bahşiş karşılığı fotograf çektiriyorlar)

Roma Pass ile bu muhteşem yapıyı gezin. Dışarıdan gördüğünüz heybeti içeride daha da etkileyici hale geliyor. Arena kum demek. Zeminde kum var hem gladyatörlerin ayağını kaymasını önlüyor hem de kanı emiyor. Arenanın altındaki aslanlar ve gladyatörlerin hazırlandığı bölmeler, yüksek tribün kısımları ve 50 bin kişilik kapasitesi ile M.S 70 de İmparator Vespasianus Orta doğudaki zaferleri üzerine düşünmüş bu yapıyı. MS sonra 79’da tamamlanmış. Ama ömrü vefa etmemiş o yıl ölmüş. Oğlu Titus MS’de açılışı yapmış. Sonra Domitianus diğer kısımları eklemiş. Domitianus’un selefi Flavus hanedanları oldu. Adını da Amphitheatrum Flavianum koydular. oldu. Colossum adı ya devasa boyutlarından ya da büyük bir olasılıkla yakınındaki dünyanın en büyük bronz heykeli Neron Colossus’dan gelmekte (Kaynak: National Geographic Travel – Rome). Yapılırken altının göl olması ciddi mühendislik sorunları çıkarmış. Dev su tahliye kanalları yapılmış. Süsleme için 100 bin metreküp traverten, 300 ton demir kanca kullanılmış. MS 664’de yerlerinden sökülen bu kancalar bu gün yapının dışındaki kafa karıştırıcı deliklerin nedenidir. Tiyatroda 80 kişilik de numaralı yer mevcuttur. En üst kata 240 ahşap direğe yelken bezi asılıp seyirci güneşten korunuyormuş. 1. kat kral ve senatörler için, 2. kat soylular ve 3. kat da halk için yapılmış. Gladyatör dövüşleri MS 438’e kadar sürdü. Hayvan gösterileri de MS 523’e kadar sürer.



Sahne altındaki bir dizi tünel, palanga ve asansör sistemi hayvanların ve dövüşçülerin arenaya çıkmalarını sağlıyordu. Oluklar ve su kemerleri temsili deniz savaşı gösterilerinde arenanın su ile dolmasını sağlıyordu.



Yapı MS 240’da bir yangın gördü. Ahşap sahne ve sıralar yandı. 200 yüz yıl sonra depremler ve yangınlar hasarı büyüttü. Romanın çöküşünden sonra Colesseum yakınına küçük bir kilise yapıldı ve Colosseumun sahnesi mezarlık olarak kullanıldı. Sonra yapının bazı bölümleri hisar ve ev yapımında kullanıldı. (Palazzo Farnese, Palazzo Venezia, Palazzo Berberini). Allah’tan 1749 da Papa XIV Benedictus burada şehit olan Hıristiyanları kutsadı da yapının daha fazla yağmalanması önlendi.



Colosseum’un üç katında sırası ile Dor, İyon ve Korint sütun başlıkları.

Çıkınca Konstantin Tak’ı (Arch of Constantine) önünde bir fotoğraf çektirmeyi unutmayın. M.S 315’de yapılmış İmparator Constantinus’un üç yılöncesindeki rakibi Maxentius’a karşı kazandığı zaferi kutlamak için yapılmış. En son 1990’larda restore edilmiş, çok temiz ve heybetli şekilde duran bir eser.



Roma Forumu ve Palatino’nun girişi için sola yürüyün (Metro çıkışına göre sağa). Burada satış su, meşrubat, yiyecek satan yerler pahalı . Dikkat.


Burada da girişte Roma Passları kullanın.



Haritada soldaki taraf Palatino, sağ taraf Roma Forumu.

Önce sol tarafa Palatino’ya gidin. Roma’da İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulmuş. Palatino’da bu tepelerden biri. Diğerleri; Aventine, Capitoline, Quirinal, Viminal, Esquiline, Caelian. Palatino; Romus ve Romulus’un emzirildiği yer. Palatino Roma’lı yönetici ve soyluların, senatörlerin yaşadığı bölgeye verilen ad. Burada, devlet binaları, hamamlar ve diğer kalıntıları görmek mümkün. Nispeten diğer noktalara göre tepeden seyreden bir konumu var. Ağaçlık, huzurlu bir yer.





Bu fotoğrafta görünen yer stadyum, arkasındaki yer (kemerlerin ardı, görünmüyor – vaktiniz varsa yürüyebilirsiniz) bir dönem araba yarışlarının yapıldığı Circo Massimo .



Bu tepeden Colessum'un güzel fotograflarını çekebilirsiniz.

Palatino’dan sonra sağa Roma Forumuna (Foro Romano) dönün. Roma Forum’u eski Roma halkının yaşadığı bölge.



Burada da yine heybetli bina, sütun ve halkın işlerini gördüğü yerlerin kalıntılarını görebilirsiniz. Bu üç yer için iyi bir tempo ile 3 saatte bitiyor. Yanınızda buraların tarihi değerini anlatan yazıları veya kitapları alın . Adım adım anlatıyor. İngilizce’niz iyi ise diyafonları kullanın. Veya tabelaları okuyabilirsiniz. Çeşmelerden su içebilir, yanınızda su şişesi varsa doldurabilirsiniz.



Bir tanıdık yer İzmir Agorasını yapan Faustina karşımıza çıkıyor. Restorasyonda. Tempoi di Antonino e Faustina. (MS 141) . Çok iyi korunuş. Zira 11.yy’da San Lorenzo in Miranda kilisesi olmuş.



(İzmir, M.S.178 yılında müthiş bir deprem sonucu yerle bir olmuştu. Kalıntıları bulunan Agora'nın 178 yılından sonra İmparator Marcus Aurelius'un yardımları ile yeniden inşa edilen Agora olduğu tespit edilmiştir. Çünkü İmparator'un eşi Küçük Faustina bu tarihten sonra Anadolu'da vefat etmiştir. Agora'da Küçük Faustina'nın büstünün yapışık olduğu bir kemer bulunmuştur. Bu nazlı Kraliçe'nin güzelim büstü günümüzde de Agora'yı süslemektedir. İzmir Agora'sı bir ticari Agora değil, aksine bir devlet Agora'sıdır.)

Çıkışınız Piazza del Campidoglio’daki Plazzo Senatorio’nun tarafından yapın (Senato Saray). Buradan Roma Forumuna yukarıdan bakıp ihtişamı görebilirsiniz.

Çıkışı yukarıda dediğim gibi Piazza del Campidoglio’daki Plazzo Senatorio’nun tarafından yapın (Senato Saray). Yan meydan meşhur Piazza Venezia. Oraya sonraki güzergahımızın başı olarak seçeceğiz.

Şimdi Campidoglio’ya dönelim. Yine bir Roma tepesi. Burada 17. yy’dan Michelangelo’nun izleri vardır. Her iki yanında müze vardır. Biz Roma Pass’imizdeki ikinci müze hakkımızı Musei Capitollini’den yana kullanıyoruz (http://www.museicapitolini.org/). Romadaki tüm eserlerin orjinalleri burada. Resim galeri de çok güzel.







Bu meydanda İmparator Marcus Aurelius’u at üzerinde ikinci yy.’dan kalma heykeli vardır. Bu heykel kopya olup, orjinali müzededir.


Müzedeki aslı;


Evet şimdi Piazza Venezia’nın yanındasınız. Sağınızda önünde İtalya’nın ilk kralı Vittore Emanuele II olan yapı var. Bu meydan civarında kapısında fiyatlar yazılı yerlerden birinde karnınızı doyurun. Turun ikinci bölümü başlayacak.

Müzeden bazı görüntüler:












Bu da orijinal Romus ve Romulus.

Yaygın bir Roma efsanesine göre Romulus Roma'nın kurucusu, Romus ise ikiz kardeşidir. Eski İtalyan kentlerinden Alba Longa'nın Numitor adında bir kralı vardır. Numitor'un tahtına göz diken kardeşi Amulius onu devirir ve tahtını güvenceye almak için, Numitor'un kızı Rhea Silvia'ya hiç evlenmeyeceğine ilişkin yemin ettirir. Evlenirse, doğacak çocuklarının tahta sahip çıkacağından korkmaktadır. Oysa savaş tanrısı Mars, Rhea'ya âşık olur. Rhea'nın Mars' tan ikiz oğullan dünyaya gelir. Rhea'nın oğullarının büyüyüp kendisini tahtından edecekleri kaygısıyla, Amulius bebekleri bir sandığın içinde Tiber Irmağı'na attırır. Taşan ırmağın suları alçalınca ikizlerin içinde bulunduğu sandık kıyıya vurur. Onları bulan bir dişi kurt sütüyle besleyerek büyütür. Kurt gibi, Mars'ın kutsal saydığı hayvanlardan olan bir ağaçkakan da çocuklara yiyecek taşır.
Daha sonra ikizleri bulan kralın çobanı Faustulus onlan karısına götürür. Çobanla karısı Romus ve Romulus adlarını verdikleri çocukları öz çocuklarıymış gibi büyütürler. Her ikisi de gözünü budaktan sakınmayan, güçlü ve yiğit delikanlılar olur ve serüvenci bir çoban çetesinin başına geçerler.
Bir gün Romus yakalanır, cezalandırılmak üzere Numitor'un huzuruna çıkarılır. Delikanlının hiç çobana benzemediğini gören Numitor, onu sorguya çeker ve çok geçmeden kim olduğunu anlar. Amulius'a karşı başkaldıran Romus ve Romulus onu öldürüp krallığı büyükbabaları Numitor'a geri verirler.
Bir kent kurmaya karar veren Romus ve Romulus dişi kurdun onları emzirip büyüttüğü yeri seçerler. Romulus, Palatium (bugün Palatino) Tepesi'nin çevresine bir duvar örmeye başlar. Romus yaptığı duvarın çok alçak olduğunu ileri sürerek kardeşiyle alay eder ve savını kanıtlamak için üzerinden atlar. Öfkesine yenik düşen Romulus, Romus'u öldürür.
Romulus, kendi adından esinlenerek Roma adını verdiği yeni kentin yapımını sürdürür. Kendisine sığman kanun kaçaklannı Capito-lium (bugün Capitolino) Tepesi'ne yerleştirir. Ne var ki, aralarında hiç kadın yoktur. Romulus, bir İtalyan kabilesi olan Sabinler'in kadınlarını kaçırmak için hileye başvurur. Bir şenlik düzenleyerek Sabinler'i çağırır. Erkekler eğlenceye dalınca, Romulus'un adamları Sabinli kadınları kaçırır.
Öfkeden deliye dönen Sabinli erkekler, kralları Titus Tatius'un önderliğinde Romulus'la savaşırlar. Ama Romalı eşlerinden hoşlanmaya başlayan Sabinli kadınlar araya girerek barışı sağlar. Titus Tatius, bir savaşta ölene kadar, Romulus'la birlikte iki halkı da yönetir.
Yaşamının geri kalan döneminde tek başına hüküm süren ve hem savaşta, hem de barışta büyük bir önder olduğunu kanıtlayan Romulus, günün birinde şiddetli bir fırtına sırasında yok olur. Romalılar onun tanrıya dönüşerek gökyüzüne yükseldiğine inanırlar, Ouirinus adıyla ona taparlar.
İÖ 4. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülen bu efsanenin Roma kentinin adını ve bazı gelenekleri açıklamak için bir Yunan öyküsünden esinlenilerek yaratılmış olduğu sanılmaktadır. Sabinli kadınlarla ilgili bölümü ise Roma evliliklerinde kız kaçırmayı açıklamak için söylenmiş olabilir. Sabinli kadınların kaçırılma efsanesi pek çok sanatçıya esin kaynağı olmuştur.
Müzede bir önemli salon X. INNOCENTINO'nun heykelinin olduğu bölüm. Fotoğrataki heykel size tanıdık gelebilir. Anımsayalım. Tarih 29 Ekimn 2004. AB Anayasası imza töreni. Dönemin liderleri 47 yıl önce AB’nin temellerini atan Roma Anlaşması’nın da imzalandığı tarihi Campidoglio sarayının Orazi Curiazi salonunda, birliği yeni bir döneme taşıması hedeflenen belgeye onay verdiler. 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurulmasında 6 ülke yer almıştı. Ev sahibi İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, törende yaptığı konuşmada, - 29 Ekim 2004’ün Avrupa Birliği için “tarihi bir gün” olduğunu belirterek “Avrupa’yı kuranların ütopyası harika bir gerçeğe dönüştü - dedi. İmza işlemi, Papa X. Innocenzo’nun heykeli altına yerleştirilen bir masada gerçekleştirildi. İmzalar, Berlusconi, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Başbakanı Jan Peter Balkenende ve bir önceki dönem başkanı sıfatıyla İrlanda Başbakanı Bertie Ahern’in huzurunda atıldı. AB üyesi 25 ülkenin devlet veya hükümet başkanları ile dışişleri bakanlarının Avrupa Anayasası anlaşmasını sırayla imzalamalarının ardından, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’dan oluşan üç aday ülke sadece nihai senedi imzaladı.

Hiç yorum yok: