Bu Blogda Ara

30 Mayıs 2009 Cumartesi

21 Mayıs Dünya Süt Günü

21 MAYIS DÜNYA SÜT GÜNÜ


“YETİŞKİNLERLERİNDEN ÇOK ÇOCUKLARINI DÜŞÜNEN, ONLARI KORUYAN VE SAĞLIKLI YETİŞTİRİLMELERİNİ DESTEKLEYEN VE SAĞLAYAN BİR ULUS, GÖZÜ ARKADA KALMADAN, GELECEĞİNİ DAHA İYİ VE DAHA GÜZELOLANLARIN ELLERİNE TERK EDEBİLİR”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
(1928, CENEVRE ÇOCUK HAKLARI BEYANNAMESİNİ İMZALARKEN)


İnsanoğlu 5000 yıldan beri süt içiyor. Bununla ilgili tarihi kayıtlar Dicle ve Fırat ırmakları arasına kurulmuş Sümer uygarlığının Ur kentinde bulunmuştur. Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Teşkilatı 1956 yılında 21 Mayıs tarihini “Dünya Süt Günü” olarak ilan etmiştir.

Dünya’da Birleşmiş Milletlere bağlı ülkelerde bu gün süt tüketimini teşvik eden, süt ve süt ürünlerinin faydalarını anlatan kampanyalarla geçmektedir. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde, A.B.D’nde sanatçılar, sporcular, çizgi film kahramanları süt ve süt ürünleriyle poz verip halkın önüne çıkmaktadırlar.

Türkiye’de de yıllardan beri “Dünya Süt Günü” özellikle Tarım Bakanlığının, Ziraat Mühendisleri ve Gıda Mühendisleri Odaları girişimleri ile çeşitli etkinlikler ile kutlanmaktadır. Süt ve ürünleri üreten firmalar bu kampanyalara destek vermektedirler. Keza 21 Mayıs ta TBMM’de gündem dışı söz alarak milletvekilleri Türkiye süt sanayii konusunda konuşmalar yapmaktadır.

Bilindiği üzere Süt, bütün besin maddelerini, yaşamsal işlemler için gerekli olan vitaminleri, mineralleri, enzimleri, antikorları bünyesinde yeterli ve dengeli bulunduran tek gıda maddesidir. Yeni doğan bir bebek sadece anne sütüyle beslenir. Süt bir yavrunun gereksinimi olan bütün besin maddelerini “yeterli” ve “dengeli” bir şekilde içerir. Bilim adamları Süt’e “Tam Gıda” da derler. Yapılan araştırmalar süt içen toplumların bireylerinin fiziki yapılarının daha güçlü olduğu ortaya konmuştur. Örneğin Japon ve Çinliler kısa boylu ve minyondurlar. Bu toplumların tükettikleri süt miktarları da çok azdır. Oysa A.B.D. ne yerleşen Çinli ve Japonların ikinci nesillerinin daha güçlü ve uzun boylu oldukları belirlenmiştir. Bunu nedeni sonradan kazanılan süt içme alışkanlığıdır.

Ülkemizde süt eşdeğeri olarak kişi başına tüketim, yaklaşık yılda 170 litredir. İşlenmiş içme sütü (kutusüt; pastörize ve UHT) olarak kişi başına tüketim ise yılda 5 - 6 litre civarındadır. Oysa, Avrupa ülkelerinin pek çoğunda sadece işlenmiş içme sütü tüketimi kişi başına yılda 60-170 litre arasında değişmektedir. Avrupa Birliğinde ve ABD de bu değer kişi başına 95 litredir. Bu rakamlarda, ülkemizde süt ve eşdeğeri ürünlerin tüketimi çok gerilerde olduğunu ortaya koymaktadır.

Diğer yandan Türkiye Süt Sanayii için önemli olan bir diğer konu da sağlıklı süt tüketimini artırmaktır. Sağlıksız süt Türkiye için çok önemli bir sorundur. Sütü sağmaya başladığınız andan itibaren havadan, insanlardan, sağıldığı kaptan bulaşan mikroorganizmalar, sütü bozmaya başlar. Süt hangi ürüne işlenecekse işlensin besin değeri bozulmadan işlenerek piyasaya sunulmalıdır. Temiz ve hijyenik ortamlarda modern teknolojiler kullanarak üretim yapılmalı ve ambalajlanmalıdır. Sağlıksız süt ve ürünleri yüzünden her yıl binlerce kişi çeşitli gıda zehirlenmelerine yakalanmaktadır.

Diğer yandan yukarıda belirttiğim üzere kişi başına yılda 5-6 litre kutu sütü tüketilen Türkiye'de bunun üç misli sağlıksız sokak sütü tüketilmesi ciddi bir sağlık ve ekonomik sorun olarak karşımızdadır. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de yılda üretilen 10 milyon ton sütün yaklaşık % 40 ‘ı açıkta satılmaktadır. tüketicilerin % 40'ı sokak sütü almaktadır. Avrupa Birliğinin kapılarını zorladığımız (!) bu günlerde. AB denetçileri Kopenhag kriterlerindeki uyumu izlerken, diğer yandan Türkiye’de açıkta satılan yiyecek bolluğu karşısında hayrete düşmekte ve bu konuda devletin üzerine düşeni uygulaması konusunda uyarılarını ısrarla yapmaktadırlar. Zira AB ülkelerinde açıkta süt satılma oranı % 1 düzeyinde bile değildir. Açıkta satılan sütler konusu başka bir haftaya bırakarak, Türkiye’de süt içme alışkanlığının arttırılması konusunda önerilerimizi;
• Okul sütü programının tüm yurtta zaman geçirilmeden başlatılması,
• Özellikle ilköğretim öğrencilerine ve velilerine yönelik “Üretimden Tüketime Süt ve Ürünleri” konulu konferanslar verilmesi ve kitapçıklar hazırlanması,
• Popüler spor ve sanat camiasından kişilere spot reklamlar yaptırılması, TV ve sinemalarda sık sık gösterilmesi,
• “Süt Kupası” adı altında futbol, basketbol, voleybol, yüzme, yelken, at yarışı gibi spor dallarında müsabakalar ve turnuvaların düzenlenmesi,
olarak sıralayabiliriz.

Yazımızın başında ulu önder Atatürk’ün sözünden hareket ile; iyi beslenen toplum bireyleri, fiziksel ve zihinsel yönden sağlıklı olduklarından dolayı yaratıcı, yetenekli, düzenli çalışma ve üretme gücüne sahip olmaktadır. Ülkelerin kalkınmasında da, bu yaratıcı ve üreten insanların itici gücüne ihtiyaç vardır. İnsanların yeterli ve dengeli beslenmesinde hayvansal kaynaklı gıda maddelerinin çok büyük katkısı ve önemi vardır. Hayvansal kaynaklı bir gıda maddesi olan süt ve süt ürünleri, içindeki besin öğeleri dolayısıyla insanların beslenmesinde önemli rol oynarlar. Her geçen gün daha da artan ülke nüfusumuzun sağlıklı beslenmesi için süte ve sütçülüğe gereken önemin verilmesi zorunlu bir görevdir. Bu bilinçle, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi için süt talebini canlandırmak ve her yaş grubundaki insanımıza süt içme alışkanlığı kazandırmak, süt ve mamullerinin besin değeri konusunda kamuoyunu aydınlatarak süt ve ürünleri tüketimi artırmak gerekliliği ortadadır. Bu sadece 21 Mayıs a sığacak bir günle kalmayıp “21 Mayıs Dünya Süt Günü”nden başlayarak Türkiye'nin geleceği için her gün 2 bardak süt içme başlayalım. Geleceğimize yatırım yapalım.

Hiç yorum yok: