Bu Blogda Ara

14 Nisan 2009 Salı

DATÇA’DAN KNIDOS’A

DATÇA’DAN KNIDOS’A

Datça olacak Datça
Kadınların yarımadası
Boşuna değil o dediğim
Burası Afrodiçia
Ve gördüğüm bütün herşey
Sevda, aşk ve tazelik
diye gidiyor büyük usta Can Yücel’in Hıdırellez şiiri. Muğlanın güney batısında Reşadiye yarım adası üzerinde yer alır Datça. Hem Ege’ye hem Akdeniz’e bakar. Yarımada Akdeniz bitki örtüsünün çeşitliliğine sahip çok önemli bitkileri barındırır. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) 1999 yılında Datça ve Bozburun yarımadalarını, dünyadaki 100 korunması gereken sıcak nokta içine aldı. Ki bu 100 noktanın 9’u ülkemizdedir. Aynı vakıf, aynı yarımadayı dünyadaki 122 “önemli bitki alanı”ndan biri olarak belirlemiştir. Datça, 30’dan fazla endemik, Türkiye genelinde 160 bitki taksonomisini barındırır. Akdeniz fundası, sığla ormanları, peygamber çiçeği, ters lale, kuzu kişnişi, deve dikeni, karya dikeni, dağ çayılı gibi endemik türlerin yanı sıra, başta Datça hurması (Phoenix theophrastti), Arum creticum, Biarum davisii, Linum arboreum gibi türlerin sadece burada olması ve korunması gerektiği belirlendi. Diğer yandan karakulaklı kuyurukkakan, kızık kirazkuşu, karaboğazlı ötleğen, küçük sıvacıkuşu, zeytin mukallidi, bıyıklı ötlegen, maskeli örümcek kuşu gibi kuşlar için önemli bir alan olup, tanımlanmış kuş alanları içindedir. Akdeniz fokları içinde önemli fok habitadı içinde kalan Datça yarımadası ayrıca yaban keçisi, yaban kedisi ve porsuklara da ev sahipliği yapar.

Gelelim Knidos’a. İsa’dan önce 4. yüzyıl ortalarında antik dünya, sofizim etkisine girmişken Knidoslular yaptırdıkları Aphrodite tapınağına, Atina’lı sanatçı Praksiteles’e heykel ısmarlarlar. Sanatçı iki Aphrodit heykeli yapar. Heykellerin biri giyinik, diğeri çıplaktır. Kos’lular önce davranıp giyiniği seçerler. Knidoslulara da çıplağı kalır. Fakat en ünlüsü de Knidoslulara kalanı olur. Pek çok insan övgüler düzülen bu heykeli görmeye gelir. 80’li yıllarda ancak karadan yol ile bağlanan Knidos, gerek Datça’ya karadan, gerekse Mavi Yolculuk ile ulaşanlar için vazgeçilmeden uğranması gereken bir yerdir. Daha İsa’dan önce (İÖ) 330 da demokratik yaşama kavuşan Knidos önemli bir sanat ve kültür merkezidir. Dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos ve İÖ 355 de ölen, ünlü filozof Platon’un (Eflaun) dostlarından olan matematikçi, fizikçi, astronomi bilgini ve filozof Eudokos buradaki rasathanesinden Kanopus yıldızını gözlemlemiş, gezegenlerin aynı merkez üzerinde dönen küreler olduğunu, güneşin çapının ayın çapının 9 katı, dünyanınkinin de 3 katı olduğunu söylemiştir.

Tabii Datça yarımadasını gitmişken o güzel koyları dolaşmazsanız olmaz. Yolunuz Hayıtbükü’ne düşerse Ortam restoranda Süleyman Canbet ve Mehmet Ayhan’ın kalamar dolmasını ve ahtapotunu bademli özel sosları ile yemenizi, Ovabükü’nde eğer mayonuzu unutmadıysanız denize girmenizi, Palamutbükü’nde Yılmaz ve Mercay Yeşiltaş’ın Nostalgia Kafe’sinde o güzel salata ve yemeklerini tatmanızı tavsiye ederim.

Datça yarımadası, orman yangınlarından ve plansız yapılaşmadan korumamız gereken tarihi ve doğal bir cennet. Özellikle yöre halkının da ekonomik geleceğini düşünerek ekoturizm, ekolojik tarım gibi alternatif geçim kaynağı yaratmalıyız. Denizde biyolojik tahribatı önlemeli, yapılan ağaçlandırma çalışmalarında yabancı türlerin kullanılmamasına özellikle dikkat etmeliyiz.

Hiç yorum yok: