Bu Blogda Ara

25 Nisan 2009 Cumartesi

LEUKAI (Sasalı'nın Ötesi... Kuş Cennetinde Saklı Bir Kent)



Leukai





“Leukai”. Gediz Deltasındaki ilkçağ Leukai Kentinin kalıntıları Kuşcenneti, Çamaltı Tuzlasında Üçtepeler denilen bölgededir. Leukai, İzmir körfezinin en uç noktasında Klazomenai’nin hemen karşısındadır. Bugün bu yere Çiğli, Sasalı köyü geçildikten sonra ulaşılmaktadır. Yerleşim, Sasalı köyü ile Gediz ırmağı arasındaki alana yayılmıştır. Leukai’ye ulaşmak için Kuş Cennetindeki kaftereya ve sergi binasından “yeşil yol” tabelasını takiben gidiyorsunuz. Deltada yarım saat kırk dakikalık bir yürüyüş sonunda Leukai tabelasına ulaşıyorsunuz. Buradan da yine yaklaşık kırk dakikalık bir yürüyüş ile şehir kalıntılarına ulaşabilirsiniz. Ancak sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem. Karşınıza bir Efes, Milet çıkmayacak. Günümüze pek kalıntı kalmamıştır. Belki biraz da kazı bekliyor. Her şeye rağmen güzel bir yürüyüş yapmış olacaksınız.



Size biraz Leukai’yi anlatmaya çalışacağım. Helen dilinde Leuke, hem "beyaz" anlamına gelen Leukos sıfatının dişi biçimidir hem de akkavak anlamına gelir. Leukai bu kelimenin çoğuludur ve her ikisini de belirtebilir. Leukai "ak yerin/kentin halkı" anlamına da gelir. Leukai sözcüğünün dilimizde okunuş biçimi Lökai'dir. Eski çağlarda Aiolis bölgesinin kentlerinden biri olan Leukai M.Ö. 90 ile 30. yıllarda yaşamış Yunanlı tarihçi Diodoros’un Bibliotheke Historike (Tarih Kitaplığı) eserinde, yine M.Ö. 64 ile MS 24 arasında yaşamış Roma dönemi tarihçisi Strabon’un 17 ciltlik Geographumena veya Geographika (Coğrafya) eserinde ve MS 23- 79 arasında yaşamış Plinius, Naturalis Historia (Doğa tarihi) isimli insanlık tarihinin ilk ansiklopedisinde Leukai’den bahsetmektedirler.

Bir Aiol kenti olan Leukai, Pers Kralına karşı bağımsızlık ayaklanmasına girişme hazırlığı yapan Takhos adlı bir Pers komutanı tarafından İÖ 383'de kurulmuştur. Körfezin girişini kontrol eden Leukai kentinin kurulduğu dönemde ada üzerinde olduğu, daha sonra Menemen Ovası’nın oluşması aşamalarında bu özelliğini kaybettiği bilinir. Nitekim Hellenistik çağda kent üç tepeden oluşan uzun bir ada görünümündeyken günümüzde tamamen karayla bağlantılı bir durum yansıtmaktadır.
Peki kimdir bu Leukai’yi kuran Aioller. İçinde benim de bir bölüm yazdığım, derlemesini Yiğit Akın’nın yaptığı KAF SİN KAF’da değerli dostum Uluğ Atasoy şöyle diyor. “ Kuzey İzmir yani Smirna Aioller tarafından kurulmuştur. Karşıyaka ve çevresi de öyle. Güneyde ise İyonlar vardı. Aralarındaki sınır ise Meles çayıdır. İki kavim buralarda sayısız savaşlar yaptılar, barış içinde de yaşadılar. Zaman zaman tehlikelere karşı güçlerini de birleştirdiler. Ama bu iki kavim hep birbirlerinden farklı oldular. Dilleri, gelenekleri, yaşam tarzları ve bir çok özellikleri farklıydı. İyonlar pro – aktif, Aioller ise re-aktiftiler. Yani İyonlular biraz kurgulayıcı, olayları planlayıp, tasarlayıp hareket ederler. Aioller ise daha fazla duyguları ile hareket eden kişiler olarak olaylar karşısında daha hızlı ve başarılı tavır alan yapıları vardı. Aioller iki şeye düşkündüler eğlence ve kentlerine”. İşte Karşıyakalılar bu Aiollerin torunları.

Gelelim biz komutan Takhos'a. Komutanın ölümünden sonra zayıflayan Leukai'yi ele geçirmek isteyen, Urla İskelesi'nde bulunan Klazomenai ve Aliağa yakınlarında bulunan Kyme kentleri arasında anlaşmazlık çıkmıştır. Leukai'ye sahip olma konusunda anlaşamayan taraflar Delphoi'deki Apollon bilicilik merkezine başvurmayı kararlaştırmışlardır. Apollon'un buyruğunu ileten bilici, her iki tarafın da, önceden belirlenmiş bir tarihte, gün doğarken kentlerinden yola çıkarak Leukai'ye gitmelerini, kente ilk varan ve tanrıya kurban sunan tarafın kentin sahibi olacağını söylemiştir.

Körfezin karşı kıyısında bulunan Klazomenai, Leukai'ye kuş uçuşu daha yakın olmasına rağmen karadan ulaşım daha uzundu. Klazomenai halkı, bu zorluğu aşmak için belirlenen tarihten önce Leukai yakınlarında yeni bir koloni kurarak yarışma gününde buradan yola çıkmışlardır. Klazomenai, Leukai'ye ilk ulaşan ve tanrıya kurban sunan taraf olarak kente sahip olmuşlardır. Bu yüzden Leukai paraları üzerinde Klazomenai paralarındaki gibi kuğu kabartması bulunur. O dönemlerde bir şehrin para basması o şehrin o dönemdeki gücü açısından da önemlidir.

Leukai daha sonraları Pergamonlu Aristonikos'u desteklemesiyle adından söz ettirmiştir. Bergama Kralı III. Attalos, ölümünden sonra krallığının Roma'ya katılmasını vasiyet etmiştir. Bunun üzerine Bergama Krallığı'nda hak iddia eden Aristonikos, Leukai halkını kendi tarafına çekmeyi başarmış ve kenti merkez üssü olarak kullanmıştır. Bu Anadolu’da bilinen ilk halk ayaklanmasıdır. Ayaklanma, Roma Devletinin çıkarlarına aykırı gelmiş M.Ö. 131 yılında, Ephesos ve Smyrna dışında tüm Batı Anadolu’yu etkileyen hareketin bastırılması amacıyla P.Licinius Crassus komutasındaki Roma ordusu öncü merkez durumundaki Leukai’ı kuşatmıştır. Ancak Roma ordusu, Aristonikos’un donanması tarafından burada yenilgiye uğramış ve Pergamon’a kaçmak zorunda kalmıştır. Konsül Mucianus öldürüldü.Bu zafer köleler arasında büyük bir başarı sayıldı ve isyancılar zafer sarhoşluğuna kapıldılar. Roma, iki yıl sonra, İ.Ö.129'da Anadolu'ya, konsül Marcus Perperna komutasında büyük bir ordu gönderdi. Manisa, Kırkağaç yakınlarında yapılan savaşı Roma kazandı. Aristonikos, o yöredeki Stratonikea kentine sığındı ama kent Roma baskısına dayanamadı. Aristonikos Romalılara teslim edildi. Aristonikos Roma'ya götürüldü. Orada, bir şekilde öldürüldüğü sanılıyor. Aristonikos isyanı tarihçiler tarafından, yıllar sonra Spartaküs önderliğindeki köle isyanından yıllar önce yaşanmış ilk büyük köle isyanı kabul edilmektedir. Ama bu gün bizim Leukai’yi mesken tutan Bergamalı Aristonikos, Roma’yı mesken tutan Trakyalı Spartaküs kadar ünlü olamadı.

Daha sonraları kent, Roma Devleti tarafından 10 bölgeye ayrılan Asya eyaleti kapsamındaki Smyrna idari merkezine bağlı bir statü kazanmıştır (M.Ö. 70-50). Bizans döneminde de kullanılan Leukai'den günümüze fazla bir şey kalmamıştır. Kentin taşları yeni yapılarda kullanılmak üzere taşınmış, tuz tavaları arasındaki yolların yapımında kullanılan malzeme, taşocağı olarak kullanılan tepelerden elde edilmiştir. Temel izleri, çatı kiremidi ve seramik parçaları, arkeolojik kazı yapılmayan ve pek fazla bilinmeyen Leukai'den arta kalanlardır. Bunlar da özellikle Lodos tepenin kuzey doğu ve doğu yamaçları ile Abdültepesi'nde bulunur. Leukai, Helenistik çağda 4 tepeli bir ada üzerindeydi. Gediz Nehri, taşıdığı alüvyonlarla İzmir Körfezi'ni doldurarak deltasını oluştururken, çevresinde alüvyon biriktirdiği adaları da tepe haline getirmiştir. Deniz, dört tepeden biri olan Lodos tepenin yaklaşık 1.5-2 km kadar uzağındadır. Bu bölge, Çiğli yönünden bakıldığında üç tepeli görünüp dördüncü tepe görünmediği için Üçtepeler diye adlandırılır. Lodos tepenin önünde Homa Dalyanı bulunur ve bu çevrede deniz sığdır.



Evet değerli dostlar, Leukai Karşıyaka’mızdan yaklaşık 25 km uzaklıkta. Takhos’u, Aristonikos’u aramak istiyorsanız bu bahar günlerinde sizleri bekliyor.


Leukai Parası:

Leukai antik kentinin bulunduğu tepeler aynı zamanda görülmeye değer bir manzaraya sahiptir. Leukai'nin yayıldığı tepelerden denize en yakın olanı Lodos Tepe, Gediz Deltası'nın, İzmir'in, Karaburun Yarımadası'nın ve gün batımının en güzel izlenebileceği noktalardan biridir.
(*)Yerel adı: Ak Kavak
Populus alba L. - Akkavak - white poplar
İngilizcede ayrıca silver-leaf poplar olarak da isimlendiriliyor.
Familya: Salicaceae
Boyu-Genişliği: Ülkemizde 30-35 metre kadar boylanabiliyor.
1 metreye kadar çap yapabiliyor. 300 yıl yaşayabiliyor
Doğal Ortamı: Doğal ormanlar, ırmak kenarları, tarım alanları, otlaklar, şehir bölgeleri.
İklim İhtiyacı: Bol güneşli ve açık alanları sever.
Toprak: Pek çok toprak türünde yetişir (hemen her de denebilir)
Genel Dağılım: Avrupa, Siberya, Batı Asya ve Kuzey Amerika'nını Kuzeydoğu bölgeleri.
Park ve bahçelerde kullanılan güzel görünümlü bir ağaçtır.ayrıca eczalık sektöründe idrar söktürücü ve ishal ilaçlarının üretiminde kullanılır.odunu iyi yanmadığı için yakıt olarak tercih edilmez.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Webmaster cok tesekkurler...

Selamlar Elen

Murat Köylüoğlu dedi ki...

Hocam hafta sonu gitmeyi planliyordum. Gtmeden once bilgi sahibi olmak icin arastirma yaparken sizin yaziniza ulastim ve en kapsamli ve guzel yazinin sizin yazinizmis. Bunu net ortaminda paylastiginiz icin tesekkur ederim. KSK - Izmir cekismesinin Aoil - Ion rekabetine dayandigini bilmiyordum. Saygilar, iyi calismalar.

M.Ali Yelkenbiçer dedi ki...

Etkileyici bir blog.. tebrik ederim.